ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkenin teknoloji sektöründe kritik rol oynayan vasıflı yabancı çalışanların yeşil kart (kalıcı oturma izni) almasını zorlaştıracak yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. H-1B vizesi sahiplerini hedef alan bu girişim, Silikon Vadisi'nde endişe yaratırken, göçmen karşıtı politikaların bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Düzenlemenin, yüksek vasıflı göçmenlerin ABD'de kalıcı olarak yerleşme sürecini uzatması ve belirsizleştirmesi bekleniyor.
H-1B ve Yeşil Kart Süreci: Arka Plan
H-1B vizesi, ABD'li işverenlerin teorik veya teknik uzmanlık gerektiren pozisyonlar için yabancı çalışanları geçici olarak istihdam etmesine olanak tanıyan bir vize türü. Her yıl 85.000 kişiye verilen bu vize, özellikle teknoloji, mühendislik ve bilim alanlarında çalışanlar için ABD'ye giriş kapısı işlevi görüyor. Vize sahipleri, işveren sponsorluğunda yeşil karta başvurabiliyor. Ancak Trump yönetimi, bu geçiş sürecini daha sıkı denetimlere tabi tutmayı ve belirli koşullar getirmeyi planlıyor. Öne çıkan düzenlemeler arasında, yeşil kart başvurusu öncesi daha yüksek ücret eşiği getirilmesi, işverenin ödeme gücünün kanıtlanması ve bazı meslek gruplarının kapsam dışı bırakılması bulunuyor. Ayrıca, başvuru sürecindeki bürokratik engellerin artırılması ve ret oranlarının yükseltilmesi öngörülüyor.
Trump, göreve geldiği ilk günden bu yana "Amerika'yı satın al" (Buy American) ve "Amerikalıyı işe al" (Hire American) politikalarını vurguluyor. 2017'de imzalanan "Buy American and Hire American" yürütme emri, H-1B vizesi dağıtımında reform yapılmasını ve yabancı işçilerin Amerikalı işçilerin ücretlerini düşürmesinin engellenmesini amaçlıyordu. O tarihten bu yana H-1B başvurularında ek kanıt talepleri (RFE) ve ret oranları önemli ölçüde arttı. 2018'de H-1B ret oranı %24'e kadar çıktı; bu oran 2015'te %6 seviyesindeydi. Yeni düzenleme, bu trendi daha da ileri taşıyarak yeşil kart aşamasında da benzer kısıtlamalar getirmeyi hedefliyor.
Teknoloji şirketleri, vasıflı göçmenlerin ABD ekonomisine katkısının altını çiziyor. Google, Microsoft, Apple gibi devler, işgücünün önemli bir bölümünün H-1B sahiplerinden oluştuğunu ve bu kişilerin inovasyona doğrudan katkı sağladığını belirtiyor. Göçmen politikası araştırma kuruluşları, H-1B kısıtlamalarının ABD'nin küresel teknoloji liderliğini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, sendikalar ve bazı ekonomistler, programın Amerikalı çalışanların ücretlerini baskıladığını savunuyor. Trump yönetimi, bu argümanı kullanarak düzenlemeyi meşrulaştırmaya çalışıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'nin vasıflı göçmenlere kapıyı kısması, diğer ülkeler için fırsat kapılarını aralayabilir. Kanada, Avustralya ve Almanya gibi ülkeler, yüksek vasıflı göçmenleri çekmek için aktif politikalar izliyor. Kanada'nın "Global Talent Stream" programı, teknoloji çalışanlarına hızlı oturma izni sağlıyor. Almanya, Mavi Kart uygulamasıyla AB dışından mühendis ve bilişim uzmanlarını cezbetmeye çalışıyor. ABD'deki belirsizlik, bu ülkelerin rekabet gücünü artırabilir. Özellikle Hindistan ve Çinli teknoloji çalışanları, alternatif destinasyonlara yönelebilir. Hindistan, zaten ABD'nin H-1B kısıtlamalarından en çok etkilenen ülke konumunda; her yıl binlerce Hintli mühendis ABD'ye gidiyor. Yeni düzenleme, Hindistan-ABD ilişkilerinde gerilim yaratabilir.
Trump'ın göçmen karşıtı politikaları, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçlar da doğuruyor. ABD'nin bilim ve teknoloji alanındaki liderliği, yetenekli göçmenlere bağlı. Ulusal Bilimler Akademisi'nin raporlarına göre, ABD'deki doktora sonrası araştırmacıların %40'ı yabancı uyruklu. Bu kişilerin ülkelerine dönmesi veya başka ülkelere gitmesi, ABD'nin Ar-Ge kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin gibi rakipler, ABD'den ayrılan bu yetenekleri kendi ülkelerine çekmek için programlar başlatmış durumda. Uzun vadede, bu tür kısıtlamalar ABD'nin teknoloji üstünlüğünü sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin vasıflı göçmen politikalarındaki sıkılaşmayı bir fırsat olarak değerlendirebilir. Türkiye'deki genç mühendisler ve yazılımcılar için ABD'ye gitmek uzun süredir cazip bir seçenekti; ancak yeşil kart sürecinin zorlaşması, bu beyin göçünü yavaşlatabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi teknoloji ekosistemini güçlendirmesi ve tersine beyin göçünü teşvik etmesi için bir pencere açılıyor. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin yetenek çekme yarışı, Türkiye'nin bölgesel bir teknoloji merkezi olma hedefini destekleyebilir. Ancak Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve Ar-Ge yatırımları bu fırsatı değerlendirmede belirleyici olacak.