ABD Başkanı Donald Trump'ın üst düzey yetkilileri, Perşembe günü 66 ülkenin katılımıyla bir araya geldiği bir toplantıda, sol görüşlü siyasi şiddete karşı ortak bir duruş sergilemek amacıyla bir dizi sert eleştiri yöneltti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Göçmenlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Stephen Miller, konuşmalarında sol aktivizmi 'medeniyetin düşmanı' olarak tanımlarken, bu tür eylemlerin uluslararası güvenliği tehdit ettiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Toplantı, ABD'nin başkenti Washington'da düzenlenen ve 'Siyasi Şiddete Karşı 66 Ulus Birliği' adı verilen bir platformun ilk büyük etkinliğiydi. Toplantıya katılan ülkeler, sol görüşlü grupların son yıllarda artan şiddet eylemlerine karşı ortak bir mücadele stratejisi belirlemeyi hedefliyor. Rubio, konuşmasında 'Sol görüşlü aşırılık, demokrasilerin temelini sarsıyor ve bu durum sadece ABD'de değil, dünya genelinde endişe verici boyutlara ulaştı' ifadelerini kullandı. Miller ise solculuğun sadece siyasi bir görüş değil, aynı zamanda 'medeniyet değerlerine karşı bir savaş' olduğunu öne sürdü.
Toplantıda, son yıllarda ABD'de yaşanan Black Lives Matter protestoları, Antifa hareketi ve Avrupa'daki benzer sol görüşlü örgütlenmelerin 'şiddet içeren eylemleri' ele alındı. Katılımcı ülkeler, bu tür hareketlere karşı sınır güvenliğinin artırılması, istihbarat paylaşımı ve hukuki düzenlemeler gibi önlemler alınması konusunda mutabakat sağladı. Ancak toplantının odağı sadece sol şiddetle sınırlı kalırken, sağ görüşlü aşırılık ve terörün neredeyse hiç gündeme gelmemesi dikkat çekti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump yönetiminin bu girişimi, uluslararası kamuoyunda karışık tepkilere yol açtı. Avrupa Birliği'nden bazı yetkililer, sol şiddetle mücadelenin önemli olduğunu ancak sağ görüşlü aşırılığın da en az sol kadar tehlikeli olduğunu vurguladı. Özellikle Almanya ve Fransa, son yıllarda aşırı sağ kaynaklı saldırılarda artış yaşarken, bu toplantının 'tek taraflı' bir yaklaşım sergilediği eleştirisi yapıldı. Öte yandan, Orta Doğu'daki bazı ülkeler ise toplantıyı memnuniyetle karşılayarak, sol görüşlü grupların bölgedeki istikrarsızlığa katkıda bulunduğunu belirtti.
Rubio ve Miller'ın konuşmalarında, sol aktivizmin küresel ölçekte yayılmasını engellemek için uluslararası iş birliğinin şart olduğu vurgulandı. Ancak toplantının, Trump yönetiminin iç siyasetteki 'savaşçı' söylemini uluslararası arenaya taşıma çabası olarak yorumlanması da olası. Zira Trump, başkanlığı boyunca sol medya, sol aktivistler ve Demokrat Parti'yi 'ülke düşmanı' olarak nitelendirmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda hem sol hem de sağ kaynaklı siyasi şiddetle mücadele ederken, ABD'nin bu girişimi dış politikada dikkatle izlenmelidir. Türkiye, toplantıya katılan ülkeler arasında yer almasa da, sol görüşlü PKK ve DHKP-C gibi örgütlerle mücadelesi nedeniyle bu tür bir platformdan fayda sağlayabilir. Ancak toplantının tek taraflı odaklanması, Türkiye'nin sağ görüşlü terörle mücadelesini görmezden gelme riski taşıyor. Öte yandan, Türkiye'nin NATO müttefiki ABD ile bu konuda iş birliği yapması, PKK'nın uluslararası alanda daha etkin şekilde hedef alınmasına katkı sağlayabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin benzer bir platformda yer alması, terörle mücadele stratejilerine uluslararası destek kazandırabilir.