ABD Başkanı Donald Trump, bir zamanlar imza attığı ve 'tarihi' olarak nitelendirdiği Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (USMCA) yenilenmesini reddetti. Trump yönetimi, anlaşmayı uzun vadeli olarak yenilemek yerine, kısa bir tasma misali yıllık değerlendirmelere tabi tutmayı tercih etti. Bu karar, ABD-Kanada-Meksika arasındaki ticari ilişkilerde belirsizlik yaratırken, bölgesel ticaretin geleceği hakkında soru işaretlerini beraberinde getirdi. Trump'ın daha önce NAFTA'nın yerine geçen USMCA'yı 'en iyi ticaret anlaşması' olarak övmesine rağmen, bu hamle, ticaret politikasında öngörülemezliğin devam ettiğini gösteriyor.
Anlaşmanın arka planı ve Trump'ın değişen tutumu
USMCA, 2018 yılında Trump'ın girişimleriyle müzakere edilmiş ve 2020'de yürürlüğe girmişti. Anlaşma, 1994'ten beri yürürlükte olan NAFTA'nın yerini alarak otomotiv, tarım ve fikri mülkiyet gibi alanlarda daha katı kurallar getirmişti. Trump, anlaşmayı imzalarken 'Amerikan işçileri için büyük bir zafer' olarak nitelendirmişti. Ancak son dönemde, özellikle Çin ile ticaret savaşları ve göç politikaları bağlamında, Trump'ın ticaret anlaşmalarına karşı olan şüpheci yaklaşımı yeniden ağır basmış görünüyor. Yıllık değerlendirme mekanizması, aslında anlaşmanın yenilenmesi değil, sürekli olarak revize edilme potansiyeli taşıyor; bu da iş dünyasında istikrarsızlık endişelerine yol açıyor.
Uzmanlara göre, bu karar Trump'ın 'Amerika Birinci' politikasının bir yansıması. Anlaşmayı uzun vadeli olarak yenilemek yerine kısa vadeli değerlendirmelere bağlı tutmak, yönetime her an müdahale etme esnekliği sağlıyor. Ancak bu durum, Kanada ve Meksika ile olan ticari ilişkilerde güveni zedeliyor. Özellikle Meksika, ABD'ye yapılan ihracatta önemli bir ortak konumunda; bu belirsizlik Meksika ekonomisini doğrudan etkileyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
USMCA'nın yenilenmemesi, sadece Kuzey Amerika ticaretinde değil, küresel ticaret düzeninde de dalgalanmalara neden olabilir. ABD'nin ticaret anlaşmalarına yönelik bu tutumu, diğer ülkelerle yapılan müzakereleri de etkileyebilir. Örneğin, AB'nin ABD ile yürüttüğü ticaret görüşmelerinde benzer bir yaklaşım benimsenirse, transatlantik ticarette de belirsizlik artabilir. Ayrıca, Çin ile ticaret savaşları devam ederken, ABD'nin Kuzey Amerika'daki en yakın ortaklarıyla bile bu tür bir muğlaklık yaratması, küresel tedarik zincirlerinde gerginliğe yol açabilir.
Kanada Başbakanı ve Meksika Devlet Başkanı, bu gelişmeye temkinli yaklaşırken, iki ülkenin de anlaşmanın devamlılığını savunduğu biliniyor. Meksika, özellikle otomotiv ve tarım sektörlerinde ABD pazarına bağımlı olduğu için, bu belirsizlikten en çok etkilenecek ülke olarak öne çıkıyor. ABD'deki iş çevreleri ise, anlaşmanın yıllık değerlendirmeye tabi tutulmasının yatırım kararlarını olumsuz etkileyeceğini belirterek hükümete çağrıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da küresel ticaret sistemindeki belirsizliğin artması, Türkiye'nin ticaret ortaklarıyla olan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'nin ticaret anlaşmalarına yönelik bu öngörülemez tutumu, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü ticaret görüşmelerinde de benzer bir muğlaklık yaratabilir. Ayrıca, ABD-Meksika-Kanada arasındaki ticari ilişkilerdeki belirsizlik, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarak Türkiye'nin ihracat pazarlarında dalgalanmalara neden olabilir. Türkiye, bu tür belirsizlikler karşısında ticaret ortaklarını çeşitlendirme ve alternatif pazarlar bulma stratejisini sürdürmelidir.