ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminin ilk aylarında yakaladığı onay oranları, Emek Günü (Labor Day) itibarıyla ülke genelinde belirgin bir erozyona uğradı. Newsweek'in yeni anketler üzerinden yaptığı analiz, başkanın başlangıçtaki ivmesini yitirdiğini ve kritik eyaletlerde desteğinin azaldığını ortaya koyuyor. Analiz, Trump'ın onay oranının her eyalette nasıl değiştiğini gösteren bir harita eşliğinde yayımlandı.
Onay Oranlarındaki Değişimin Arka Planı
Newsweek'in haberine göre, söz konusu analiz, çeşitli anket şirketlerinin son dönemde yayımladığı verilerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu. Başkan Trump, ikinci dönemine başladığında, kendi tabanında güçlü bir destek ve bazı bağımsız seçmenlerden de olumlu sinyaller almıştı. Ancak aradan geçen sürede, özellikle ekonomik yönetim, göç politikaları ve dış politika hamleleri gibi konularda kamuoyunun algısı değişti. Emek Günü, ABD'de geleneksel olarak yaz tatilinin sonu ve sonbahar siyasi takviminin başlangıcı olarak kabul edilir; bu dönemde yapılan anketler, önümüzdeki ara seçimler ve 2028 perspektifi açısından büyük önem taşır.
Analize göre, Trump'ın onay oranı ülke ortalamasında düşüş gösterirken, eyalet bazında farklılıklar dikkat çekiyor. Geleneksel olarak Cumhuriyetçi Parti'nin kalesi sayılan kırsal eyaletlerde başkan hâlâ güçlü bir desteğe sahip. Buna karşın, 2024 seçimlerinde kıl payı kazandığı "salıncak eyaletler" olarak bilinen Pennsylvania, Michigan, Wisconsin, Georgia, Arizona ve Nevada gibi kritik bölgelerde onay oranlarının eridiği görülüyor. Bu eyaletler, hem Başkanlık hem de Kongre çoğunluğu açısından belirleyici olduğu için, düşüş eğilimi Cumhuriyetçiler için uyarı niteliğinde.
Newsweek'in haritası, her eyaleti renk kodlarıyla göstererek onay oranındaki değişimi görselleştiriyor. Buna göre, Batı Yakası'ndaki Kaliforniya, Oregon ve Washington gibi eyaletlerde Trump'ın onayı zaten düşükken, bu oranlar daha da geriledi. Orta Batı'da ise Ohio ve Iowa gibi eyaletlerdeki dalgalanmalar, tarım politikaları ve ticaret anlaşmalarının etkisiyle ilişkilendiriliyor. Güney'de Teksas ve Florida gibi büyük eyaletlerde ise onay oranı görece stabil seyrediyor; ancak buralarda da genç seçmenler ve Hispanik topluluklar arasında bir aşınma olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın onay oranlarındaki düşüş, sadece iç siyaseti değil, ABD'nin küresel liderlik imajını da etkileyebilir. Başkanın dış politika alanındaki agresif tutumu, özellikle Çin ile ticaret savaşları, NATO müttefikleriyle yaşanan gerilimler ve Orta Doğu'daki askeri varlık konusundaki tartışmalar, uluslararası kamuoyunda yankı buluyor. Zayıflayan bir başkanın, dış müttefikler nezdinde daha az caydırıcı olabileceği ve küresel krizlerde etkin karar alma kapasitesinin sorgulanabileceği değerlendiriliyor.
Ayrıca, ABD ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri, enflasyonun seyri ve Federal Reserve'in faiz politikaları, Trump yönetiminin ekonomik performansını doğrudan etkiliyor. Anketler, seçmenlerin ekonomiyi en önemli sorun olarak gördüğünü ve başkanın bu konudaki onayının düşük olduğunu gösteriyor. Bu durum, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetme riskini artırabilir. Kongre'deki bir değişiklik, ABD'nin dış politika yapım sürecinde de yeni dengeler yaratabilir.
Diğer yandan, Trump'ın onay oranlarındaki bölgesel farklılıklar, ülkedeki siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini gösteriyor. Kıyı eyaletleri ile iç kesimler arasındaki uçurum, kültürel ve ekonomik ayrışmanın bir yansıması olarak okunuyor. Bu kutuplaşma, ABD'nin uluslararası alanda tutarlı bir strateji izlemesini zorlaştırabilir ve müttefiklerin Washington'a olan güvenini sarsabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Başkan Trump'ın onay oranlarındaki düşüş, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü hassas diplomasiyi doğrudan etkileyebilir. Zayıf bir ABD liderinin, Türkiye'nin Suriye'deki YPG/PKK unsurları, F-16 satışları ve S-400 yaptırımları gibi kritik başlıklarda taviz verme kapasitesi azalabilir. Ayrıca, Kongre'nin tutumu ve iç siyasi baskılar, Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, ABD'deki güç dengesini yakından izleyerek, olası bir yönetim değişikliğine karşı stratejik esneklik kazanmak zorunda. Bu gelişme, Türk dış politikası açısından belirsizlik ve riskleri artırıyor.