ABD Başkanı Donald Trump, ticaret politikalarını yasal çerçeveye oturtmak ve ülkelere cezai tarifeler uygulamak için tarihi yasalara başvuruyor. Beyaz Saray danışmanları, Kongre onayı olmadan tarife uygulama yetkisi sağlayan 1930 tarihli Smoot-Hawley Tarife Yasası'nı inceliyor. Bu hamle, Trump'ın seçim vaadi olan korumacı ticaret politikalarını hayata geçirme kararlılığını gösteriyor ve küresel ticaret savaşı riskini artırıyor. Uzmanlar, bu adımın uluslararası ticaret kurallarını ihlal edebileceği ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor.
Smoot-Hawley tehlikesi ve Trump'ın stratejisi
Smoot-Hawley Tarife Yasası, 1929 Büyük Buhranı'nı derinleştiren ve küresel ticareti çökerten bir yasa olarak tarihe geçti. Dönemin ABD Başkanı Herbert Hoover'ın imzasıyla yürürlüğe giren yasa, binlerce ürünün ithalat vergisini artırmıştı. Trump yönetimi, bu yasanın bazı maddelerini günümüz ticaret savaşında kullanmayı planlıyor. Başkan Trump, özellikle Çin ve Avrupa Birliği'ne yönelik tarifeleri artırmak için bu yasayı dayanak göstermek istiyor. Konuya yakın kaynaklar, Beyaz Saray'ın bu yasal zemini hazırladığını ve yakın zamanda bir yürütme emriyle devreye sokabileceğini belirtiyor.
Trump'ın bu hamlesi, seçim öncesi vaatlerini yerine getirme arzusu ve America First politikasının devamı olarak görülüyor. Başkan, Amerikan işçilerini koruma iddiasıyla dış ticareti kısıtlamaya çalışıyor. Ancak ekonomistler, bu tür korumacı önlemlerin küresel tedarik zincirlerini bozarak fiyatları artırabileceğini ve dünya ticaretinin daralmasına yol açabileceğini vurguluyor. Özellikle, 1930'lardaki Smoot-Hawley deneyimi, bu tür politikaların felaketle sonuçlanabileceğini gösteriyor.
Uluslararası tepkiler ve küresel ticaret savaşı olasılığı
Trump'ın bu girişimi, başta Çin ve AB olmak üzere birçok ülkenin sert tepkisini çekti. Çin, ABD'nin tarifelerine karşı misilleme yapacağını açıklarken, Avrupa Birliği de Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) şikayette bulunabileceğini ifade etti. Uzmanlar, bu adımın küresel ticaret savaşını tetikleyebileceği ve dünya ekonomisini resesyona sürükleyebileceği konusunda uyarıyor. DTÖ kuralları, üye ülkelerin tarifeleri keyfi olarak artırmasını yasaklıyor; ancak ABD, ulusal güvenlik gibi istisnaları öne sürerek bu kuralları aşmaya çalışıyor.
Küresel ticaret, pandemi sonrası toparlanma çabaları ve Ukrayna savaşının etkileriyle zaten kırılgan bir durumda. Böyle bir korumacı dalga, gelişmekte olan ülkeleri daha fazla olumsuz etkileyebilir. Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlar, ticaret kısıtlamalarının yoksulluğu artırabileceği ve büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle, Trump'ın bu hamlesi sadece ABD ekonomisini değil, tüm dünya ekonomisini etkileyecek potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın ticaret savaşlarını derinleştirmesi, Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebilir. ABD, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri olmasa da, küresel ticaretteki daralma Türk ihracatını zorlaştırabilir. Özellikle Türkiye'nin otomotiv, tekstil ve beyaz eşya gibi sektörleri, ABD kaynaklı tarifelerden dolaylı olarak etkilenebilir. Ayrıca, ticaret savaşının küresel büyümeyi yavaşlatması, Türkiye'nin ihracat pazarlarında talebi düşürebilir. Türkiye, bu süreçte Avrupa Birliği ve diğer bölgesel ticaret anlaşmalarını güçlendirerek riski dengelemeye çalışmalıdır.