ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da yeni bir güç dengesine işaret eden açıklamalarda bulundu. Trump, Suriye'nin Lübnan merkezli Hizbullah'a karşı harekete geçebileceğini öne sürerek, bölgesel dinamiklerin değiştiği bir dönemde dikkatleri Şam-Tahran hattına çevirdi. Trump'ın bu sözleri, Suriye'deki iç savaşın ve İran'ın bölgedeki nüfuzunun yeni bir aşamaya girdiği yorumlarına neden oldu.
Trump'ın Açıklamasının Perde Arkası
Trump'ın Suriye-Hizbullah ilişkisine dair bu yorumu, Beyrut'taki krizin derinleştiği, İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geldi. ABD yönetimi, İran destekli Hizbullah'ın Lübnan'daki siyasi ve askeri varlığını zayıflatmak için alternatif yollar arıyor. Trump'ın açıklaması, Suriye hükümetinin kendi topraklarında Hizbullah'ın faaliyetlerine karşı daha sert bir tutum alabileceği beklentisini güçlendirdi.
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, yıllardır Hizbullah'ın Suriye'deki varlığına göz yumduğu biliniyor. Ancak son dönemde Şam'ın, Arap Birliği'ne dönüş ve bölgesel normalleşme çabaları kapsamında Hizbullah'a mesafe koymaya başladığı yönünde işaretler var.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu yorumu, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor. Hizbullah'ın Suriye'deki varlığı, İran'ın Akdeniz'e açılan koridorunun kilit unsurlarından biri. Washington, bu koridoru kesmeyi ve Tahran'ın nüfuz alanını daraltmayı hedefliyor.
İsrail de uzun süredir Suriye'de İran ve Hizbullah hedeflerine yönelik hava operasyonları düzenliyor. Trump'ın açıklaması, İsrail'in bu saldırılarının Suriye hükümeti üzerinde bir baskı unsuru oluşturduğunu ve Şam'ı Hizbullah'tan uzaklaştırmayı amaçladığını gösteriyor.
Buna karşın, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, daha önce yaptığı konuşmalarda Suriye ile ittifaklarının stratejik olduğunu ve kopmayacağını vurgulamıştı. Trump'ın açıklaması, taraflar arasında yeni bir gerilim dalgasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Suriye-Hizbullah ilişkisine dair bu yorumu, Türkiye açısından iki yönlü bir öneme sahip. Birincisi, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki operasyonları ve YPG/PKK varlığı nedeniyle Şam ile doğrudan bağlantısı bulunmuyor; ancak Suriye'nin Hizbullah'a karşı alacağı olası bir tavır, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. İkincisi, Türkiye İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı Arap ülkeleriyle işbirliği ararken, Suriye'nin Fars etkisinden uzaklaşması Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak Hizbullah ile tam bir kopuş yaşanması durumunda Suriye'de çatışmaların derinleşmesi ve yeni bir göç dalgası riski de bulunuyor.