ABD Başkanı Donald Trump, 1930 tarihli Smoot-Hawley Tarife Yasası'nın onlarca yıldır kullanılmayan bir hükmünü yeniden canlandırarak ithal mallara tek taraflı gümrük vergisi uygulama yetkisini eline alıyor. Bu hamle, küresel ticaret savaşlarını derinleştirebilecek ve Washington'un geleneksel ticaret politikalarından radikal bir sapma olarak değerlendiriliyor. Axios'un haberine göre, Trump yönetimi bu yasanın ilgili maddesini kullanarak özellikle Kanada'dan gelen ithalata yeni tarifeler getirmeyi planlıyor. Uzmanlar, bu adımın hem ABD ekonomisi hem de uluslararası ticaret düzeni açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Smoot-Hawley Tarife Yasası, 1930 yılında Büyük Buhran'ın hemen öncesinde ABD Kongresi tarafından kabul edilmişti. Yasa, binlerce ithal ürüne yüksek gümrük vergileri getirerek küresel ticaretin daralmasına ve uluslararası ekonomik krizin derinleşmesine katkıda bulunmuştu. O dönemde yasanın mimarlarından Senatör Reed Smoot ve Temsilciler Meclisi Üyesi Willis Hawley, tarifelerin Amerikan sanayisini koruyacağını savunuyordu ancak sonuç, dünya genelinde misilleme niteliğinde tarife artışları ve ticaret hacminde çöküş oldu.
Yasanın şimdiye kadar kullanılmamış olan hükmü ise, başkana belirli koşullar altında tek taraflı olarak gümrük vergisi uygulama yetkisi tanıyor. Trump yönetimi, bu hükmü Kanada'dan yapılan ithalata uygulayarak, özellikle çelik ve alüminyum gibi sektörlerde yerli üreticileri korumayı hedefliyor. Ancak bu hamle, ABD'nin Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) halefi olan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) çerçevesindeki taahhütleriyle de çelişiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD-Kanada ticaretini etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda küresel ticaret sisteminin temelini oluşturan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını da zayıflatma potansiyeli taşıyor. Trump yönetiminin daha önce de DTÖ'nün kararlarını hiçe sayarak çelik ve alüminyum tarifeleri uygulamaya koyduğu hatırlanırsa, bu yeni adım, Washington'un çok taraflı ticaret sisteminden giderek uzaklaştığını gösteriyor.
Uzmanlar, Smoot-Hawley hükmünün canlandırılmasını, Trump'ın "Amerika Önce" politikasının bir yansıması olarak yorumluyor. Başkan, seçim kampanyalarında sık sık serbest ticaret anlaşmalarını eleştirmiş ve Amerikan işçilerini korumak için daha agresif ticaret politikaları izleyeceğini vaat etmişti. Ancak ekonomistler, 1930'ların derslerinin henüz unutulmadığını ve bu tür korumacı adımların ticaret savaşlarını tetikleyerek küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin bu yeni ticaret politikasından doğrudan etkilenmese de, küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi Türk ekonomisi için riskler barındırıyor. ABD'nin korumacı adımları, gelişmekte olan ülkelerin ihracat pazarlarını daraltabilir ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Türkiye'nin ihracatının önemli bir kısmı Avrupa Birliği'ne yönelik olsa da, ABD tarifeleri dünya ticaretini yavaşlatırsa, Türkiye'nin dış ticaret dengesi olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, ABD-Kanada arasındaki bu gerilim, benzer korumacı politikaların başka ülkelere de yayılma riskini artırarak, çok taraflı ticaret sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Türkiye'nin bu süreçte ihracat pazarlarını çeşitlendirme ve DTÖ temelli ticaret kurallarının korunmasına yönelik diplomatik girişimlerini sürdürmesi önem taşıyor.