ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki zirve, ticaret müzakerelerinde taraflara ek süre kazandırırken Tayvan, İran ve teknoloji alanlarındaki temel anlaşmazlıkları çözüme kavuşturamadı. Bloomberg Kuzey Asya muhabiri Stephen Engle, Bloomberg This Weekend programında David Gura ve Christina Ruf'a konuşarak, iki liderin kapsamlı bir anlaşmaya varmaktan çok, görüşmelere devam etme konusunda mutabık kaldığını belirtti. Zirve, küresel piyasaların yakından izlediği bir dönemde gerçekleşti ve yatırımcıların bir miktar rahatlamasına yol açsa da belirsizlik sürüyor.
Zirvenin Arka Planı
Washington ile Pekin arasındaki ticaret savaşı, 2018'den bu yana milyarlarca dolarlık tarife ve karşı önlemlerle küresel tedarik zincirlerini sarstı. Trump yönetimi, Çin'e yönelik ithalat vergilerini kademeli olarak artırırken Pekin de ABD ürünlerine misilleme tarifeleri uyguladı. Zirve, bu gerginliğin son halkası olarak planlandı; ancak görüşmelerde somut bir takvim veya kapsamlı bir çerçeve açıklanmadı. Engle'e göre taraflar, müzakereleri sürdürmek için yalnızca süre kazandı ve kritik başlıklarda ilerleme kaydedilemedi.
Özellikle Tayvan konusu, zirvenin en hassas maddelerinden biriydi. ABD'nin Tayvan'a yönelik silah satışları ve resmi olmayan ilişkileri Pekin'in tepkisini çekerken, İran nükleer programı ve ABD yaptırımları da ikili gündemin ayrılmaz bir parçası. Teknoloji alanında ise Huawei başta olmak üzere Çinli şirketlere uygulanan kısıtlamalar, müzakerelerin tıkandığı başlıklar arasında yer aldı. Engle, bu üç başlığın çözülmeden ticaret anlaşmasının kalıcı olamayacağını vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zirvenin sonuçsuz kalması, küresel ekonomideki kırılgan toparlanmayı da tehdit ediyor. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası, ticaret savaşının büyümeyi aşağı çektiğine dair uyarılarını sürdürüyor. Asya-Pasifik borsaları zirve sonrası karışık bir seyir izlerken, altın ve tahvil gibi güvenli limanlara yönelim arttı. Çin'in Kuzey Asya'daki ticaret ortakları, özellikle Güney Kore, Japonya ve ASEAN ülkeleri, belirsizliğin yatırım kararlarını geciktirdiğini belirtiyor.
Uzmanlar, Trump ve Şi'nin bir sonraki buluşmasının APEC zirvesi marjında olabileceğini, ancak tarafların müzakere pozisyonlarında önemli bir değişiklik olmadığını ifade ediyor. ABD'nin seçim takvimi yaklaşırken Trump'ın Çin karşısında taviz vermek istemeyeceği, Pekin'in ise egemenlik konularında geri adım atmayacağı öngörülüyor. Bu durum, ticaret müzakerelerinin yıl sonuna kadar askıda kalabileceği anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin ticaret savaşının dolaylı etkilerini derinden hissediyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kaymalar, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve ara mal ithalatını etkiliyor; lira üzerindeki baskı, jeopolitik belirsizlik dönemlerinde artıyor. Ayrıca Türkiye, İran yaptırımları ve Tayvan krizi gibi başlıklarda denge politikası izlemek zorunda. Zirvenin sonuçsuz kalması, Ankara'nın hem Washington hem de Pekin ile ilişkilerinde manevra alanını daraltabilir. Küresel belirsizlik, enerji fiyatları ve savunma harcamaları üzerinden Türkiye ekonomisine ek yük getirebilir.