ABD Başkanı Donald Trump, Michigan eyaletinde Senato adayı olan Abdul El-Sayed'i Müslüman Kardeşler örgütüne üye olmakla suçladı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Michigan'dan Senato'ya aday olan Abdul El-Sayed, Müslüman Kardeşler üyesidir. Bu, ülkemiz için bir tehdittir. Oylarınızı ona vermeyin!" ifadelerini kullandı. El-Sayed ise suçlamayı kesin bir dille reddederek, "Bu tamamen asılsız bir iftiradır. Müslüman Kardeşler ile hiçbir bağlantım yok. Trump, korku siyaseti yaparak dikkatleri gerçek sorunlardan uzaklaştırmaya çalışıyor" dedi.
Gelişmenin arka planı
Abdul El-Sayed, Michigan eyaletinde Senato koltuğu için yarışan Demokrat Parti adayı. 33 yaşındaki El-Sayed, daha önce Detroit şehir sağlık departmanı direktörlüğü yapmış bir doktor. 2018'de Michigan valiliğine aday olmuş ancak ön seçimleri kaybetmişti. Şimdi ise Cumhuriyetçi Parti'nin adayı ile karşı karşıya gelecek. Trump'ın suçlaması, seçim kampanyasının son günlerinde geldi ve eyaletteki Müslüman karşıtı söylemi alevlendirebilir.
Müslüman Kardeşler, 1928'de Mısır'da kurulan ve birçok ülkede şubesi bulunan İslamcı bir örgüt. ABD'de terör örgütü olarak tanınmıyor ancak bazı Körfez ülkeleri ve Mısır tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor. Trump'ın bu suçlaması, daha önce de benzer şekilde Müslüman siyasetçilere yönelik kullandığı bir söylem. El-Sayed, Michigan'da özellikle genç seçmen ve Müslüman toplum nezdinde popüler.
Michigan, ABD başkanlık seçimlerinde kritik bir eyalet. 2016'da Trump, Michigan'ı kıl payı kazanmıştı. 2020'de ise Biden eyaleti kazandı. Bu seçimde Senato koltuğu da Cumhuriyetçilerin elinde. Demokratlar, El-Sayed'in adaylığıyla Müslüman ve genç seçmeni sandığa çekmeyi hedefliyor. Trump'ın suçlaması, Cumhuriyetçi seçmen tabanını harekete geçirmeyi amaçlıyor olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın Müslüman Kardeşler suçlaması, ABD iç siyasetinde İslamofobi'nin bir seçim aracı olarak kullanılmasının son örneği. 2016 seçimlerinde de benzer söylemlerle Müslümanlara yönelik yasaklar gündeme gelmişti. Bu tür suçlamalar, ABD'nin Orta Doğu'daki müttefikleriyle ilişkilerini de etkileyebilir. Özellikle Mısır ve Suudi Arabistan, Müslüman Kardeşler'e karşı sert tutumlarıyla biliniyor. ABD'de bir siyasetçinin bu örgütle ilişkilendirilmesi, o ülkelerle diplomatik gerilim yaratabilir.
El-Sayed'in adaylığı, ABD'de Müslüman siyasetçilerin yükselişinin bir parçası. 2018'de Ilhan Omar ve Rashida Tlaib'in Kongre'ye seçilmesi, Müslüman Amerikalıların siyasette daha görünür olmasını sağladı. Ancak bu yükseliş, beraberinde İslamofobik saldırıları da getiriyor. Trump'ın suçlaması, bu tür saldırıların en üst düzeyde dile getirilmesi anlamına geliyor.
Michigan'daki Müslüman toplumu, El-Sayed'e destek veriyor. Ancak Cumhuriyetçi seçmen arasında Müslüman Kardeşler suçlaması yankı bulabilir. Seçim sonuçları, ABD'de İslamofobinin seçmen davranışı üzerindeki etkisini gösterecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Müslüman Kardeşler ile tarihsel ve ideolojik bağları olan bir ülke olarak bu tür suçlamaları yakından takip ediyor. Trump'ın El-Sayed'e yönelik suçlaması, ABD'de İslamofobinin seçim malzemesi yapılmasının bir göstergesi. Bu durum, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde zaman zaman gündeme gelen Müslüman Kardeşler meselesini yeniden hatırlatabilir. Türkiye, Müslüman Kardeşler'i terör örgütü olarak kabul etmiyor ve Mısır gibi ülkelerle bu konuda anlaşmazlık yaşıyor. ABD'de bir adayın bu örgütle ilişkilendirilmesi, Türkiye'deki siyasi İslam geleneğine yönelik algıları da etkileyebilir. Ancak somut bir yansıması olması beklenmiyor.