ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimler öncesinde memnuniyetsiz seçmenlerin desteğini kazanmak için elinden geleni yapıyor. Çarşamba akşamı San Antonio'da düzenlenen mitingde konuşan Trump, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğunu koruması halinde her yetişkin Amerikalıya 5 bin dolar gönderme sözünü yineledi. Bu vaat, etik uzmanları ve siyasi analistler arasında ciddi endişelere yol açtı.
Vaadin arka planı ve siyasi bağlam
Trump'ın 5 bin dolarlık ödeme vaadi ilk olarak geçtiğimiz aylarda dile getirilmişti. Ancak Başkan'ın bunu ara seçim mitinglerinde tekrarlaması, vaadin seçim stratejisinin merkezine oturduğunu gösteriyor. Beyaz Saray yetkilileri, ödemenin nasıl finanse edileceğine dair henüz somut bir plan sunmuş değil. Ekonomistler, böyle bir nakdi teşvikin federal bütçede yüz milyarlarca dolarlık bir yük oluşturacağına dikkat çekiyor.
Trump, San Antonio mitinginde yaptığı konuşmada, "Cumhuriyetçiler Meclis'te çoğunluğu korursa, her Amerikan vatandaşına 5 bin dolar göndereceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan, bu parayı "vergilerin iadesi" olarak nitelendirse de, uzmanlar bunun teknik olarak bir teşvik ödemesi olduğunu ve bütçe disiplini açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirtiyor.
Etik uzmanları, seçim öncesinde seçmenlere doğrudan nakit dağıtımı vaadinin, federal kaynakların siyasi amaçlarla kullanılması anlamına gelebileceğini söylüyor. Seçim hukuku uzmanları, bu tür bir vaadin yasal olup olmadığının, ödemenin hangi yasal çerçevede yapılacağına bağlı olduğunu vurguluyor. Kongre'nin onayı olmadan böyle bir ödemenin yapılamayacağı, dolayısıyla vaadin şu aşamada bağlayıcı olmadığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
Trump'ın vaadi, ABD siyasetinde seçim ekonomisi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Demokratlar, bu tür bir vaadin popülist bir hamle olduğunu ve seçmenleri yanıltmaya yönelik olduğunu savunuyor. Cumhuriyetçi Parti içinden de bazı isimler, vaadin maliyetinin altını çizerek temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtiyor.
Küresel piyasalar açısından, böyle bir nakdi teşvikin ABD bütçe açığını daha da artırabileceği ve dolayısıyla tahvil faizlerini yukarı çekebileceği değerlendirmesi yapılıyor. ABD doları üzerinden borçlanan gelişmekte olan ülkeler için bu durum ek maliyet anlamına gelebilir. Öte yandan, seçim öncesi teşvik vaatleri, Fed'in para politikası üzerindeki siyasi baskıyı da artırabilir.
Uluslararası kamuoyunda, ABD'de seçim dönemlerinde bu tür doğrudan nakit vaatlerinin yaygınlaşması, demokrasilerde seçim rekabetinin kalitesine dair tartışmaları beraberinde getiriyor. Avrupa'da da benzer popülist vaatler zaman zaman gündeme gelmiş, ancak ABD'deki ölçekte bir doğrudan ödeme vaadi nadir görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim öncesi gündeme gelen 5 bin dolarlık doğrudan ödeme vaadi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmasa da küresel ekonomi ve jeopolitik açıdan dolaylı etkileri olabilir. ABD bütçe açığının genişlemesi, küresel tahvil piyasalarında faizlerin yükselmesine yol açarak gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için bu durum, sermaye akımlarını ve döviz kurlarını etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasetindeki popülist yönelim, Washington'ın dış politika önceliklerini de etkileyerek Türkiye ile ilişkilerde yeni dengeler yaratabilir. Ancak şu aşamada somut bir politika değişikliği öngörülmüyor.