ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimler öncesinde seçim güvenliğini baltalamak amacıyla bağımsız bir seçim komisyonunu tasfiye etme girişiminde bulundu. Sivil toplum kuruluşları bu hamleyi ‘acınası bir güç gösterisi’ olarak nitelendirirken, ülke genelinde seçimlerin işleyişinden sorumlu yetkililer, başkanın bu ‘tehlikeli’ tasfiyesine karşı alarm veriyor. Trump’ın, kendisine eleştirel yaklaşan komiserleri görevden alması, seçim sistemine duyulan güveni daha da sarsarken, Demokratlar ve oy hakları savunucuları konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor.
Bağımsız komisyona ‘sadık’ kadro dayatması
Trump yönetimi, Seçim Yardım Komisyonu’ndaki (EAC) iki Demokrat üyeyi görevden alarak yerlerine kendisine yakın isimleri atamaya çalışıyor. EAC, seçim güvenliği standartlarını belirlemekle görevli dört üyeli federal bir kurum. Komisyonun iki üyesi Demokrat, ikisi Cumhuriyetçi partiden olacak şekilde dengeyle oluşturulması gerekiyor. Ancak Trump’ın tasfiye girişimi, bu dengeyi bozarak komisyonu tamamen Cumhuriyetçi kontrolüne sokmayı hedefliyor.
Oy verme hakları grupları, bu hamlenin ‘seçim güvenliği konusunda bağımsız ve partizan olmayan bir sesi susturma’ anlamına geldiğini belirtiyor. EAC, 2002’deki Oy Verme Yardımı Yasası kapsamında kurulmuş ve eyaletlere seçim ekipmanı alımı, oy kullanma prosedürleri ve seçmen kaydı konularında rehberlik sağlıyor. Trump’ın bu kurumu ele geçirme çabası, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde kendisine bağlı bir yapı oluşturma stratejisi olarak yorumlanıyor.
Seçim güvenliği mi, siyasi çıkar mı?
Trump, 2020 başkanlık seçimlerinin ‘çalındığı’ iddiasını sürekli olarak yinelemiş, bu söylem milyonlarca takipçisi arasında seçim güvenliğine dair kuşkuları körüklemişti. Ara seçimlere kısa bir süre kala bu kez EAC’yi hedef alması, seçim sonuçlarını etkileme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, komisyonun işlevsiz hale getirilmesi durumunda eyaletlerin seçim güvenliği konusunda federal destek alamayacağını, bunun da özellikle azınlık ve düşük gelirli seçmenlerin oy kullanmasını zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.
Demokrat Parti liderleri, Trump’ın bu eylemini ‘anayasal bir kriz’ olarak nitelendirirken, bazı Cumhuriyetçi senatörler de sessiz kalmayı tercih ediyor. Eski EAC başkanı Thomas Hicks, ‘Bu, bağımsız seçim yönetimi için bir saldırıdır. Eğer başarılı olursa, seçimlerin adil ve güvenli yapılmasına yönelik onlarca yıllık çalışmayı geri alabilir’ uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, Türkiye’nin de yakından izlediği bir süreçtir. Türkiye, ABD’nin seçim güvenliği konusundaki iç siyasi çalkantılarının, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri ve özellikle savunma ticareti gibi konuları etkileyebileceğini bilmektedir. Trump’ın seçim sistemine yönelik bu müdahalesi, ABD’nin demokratik kurumlarına olan güveni sarsarken, küresel çapta otoriterleşme eğilimlerinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye, bu tür gelişmeler karşısında kendi seçim güvenliği mekanizmalarını daha da güçlendirme ihtiyacı hissetmekte ve ABD’deki istikrarsızlığın bölgesel dengelere yansımalarını dikkatle takip etmektedir.