ABD Başkanı Donald Trump, 9 Temmuz'da Seçim Yardım Komisyonu'nun (EAC) kalan üç üyesini görevden aldı. Karara yakın bir kaynağın aktardığına göre, bu adım kasım ayındaki ara seçimler öncesinde seçim yönetiminde belirsizlik yaratabilir. Komisyon, 2002 yılında çıkarılan Oy Verme Yardımı Yasası (HAVA) ile kurulmuş, iki partili yapıya sahip bağımsız bir federal kurumdur. Üyelerin görevden alınması, Trump'ın seçim güvenliği konusundaki eleştirilerinin ardından geldi. Başkan, daha önce postayla oy kullanma ve elektronik oylama makinelerine yönelik asılsız iddialarda bulunmuştu.
Komisyonun Rolü ve Kararın Arka Planı
Seçim Yardım Komisyonu, eyalet ve yerel seçim yetkililerine teknik yardım, rehberlik ve fon sağlamakla yükümlüdür. Federal olmayan yapısına rağmen, oylama makinelerinin test edilmesi ve onaylanması gibi kritik görevleri vardır. Trump yönetimi, seçimlerde usulsüzlük olduğu yönündeki iddiaları nedeniyle komisyonu hedef almıştı. Ancak bu görevden almaların yasal dayanağı tartışmalıdır; EAC üyeleri belirli bir süre için atanmıştır ve başkanın bu süreyi kısaltma yetkisinin sınırları net değildir. Demokratlar, kararı seçim sürecini zayıflatma girişimi olarak nitelendirdi. Komisyonun lağvedilmesi durumunda, seçim yönetimiyle ilgili sorumluluklar Adalet Bakanlığı'na veya eyaletlere devredilebilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu gelişme, ABD'de seçim güvenliği konusundaki derin siyasi kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne serdi. Trump'ın hamlesi, müttefikleri ve rakipleri tarafından yakından izleniyor. Özellikle Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD'nin seçim süreçlerindeki bu tür tartışmaları istismar edebilir. ABD'nin demokratik kurumlarının zayıfladığı algısı, küresel çapta otoriter liderlerin elini güçlendirebilir. Öte yandan, bu kararın ABD'deki eyalet düzeyindeki seçim uygulamalarına hemen bir etkisi olması beklenmiyor; eyaletler kendi seçim yasalarını belirleme yetkisine sahip. Ancak komisyonsuz kalınması, oylama makinelerinin onaylanması ve seçim güvenliği standartlarının belirlenmesinde koordinasyon eksikliğine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki seçim süreçlerine duyulan güvenin sarsılması, küresel demokrasi algısını etkileyebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim güvenliği konusunu zaman zaman gündeme getirmiştir. Bu karar, ABD'nin iç siyasi kırılganlığını gösterirken, Türkiye'nin de kendi seçim sistemini savunmasında elini güçlendirebilir. Öte yandan, ABD'de yaşanabilecek bir seçim krizi, küresel piyasalarda belirsizlik yaratarak Türkiye ekonomisini dolaylı olarak etkileyebilir.