ABD Başkanı Donald Trump, ülkenin seçim altyapısını denetleyen iki partili Seçim Yardım Komisyonu'nun (EAC) kalan üyelerini görevden alarak seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Beyaz Saray, kararın seçim güvenliğini artırmak amacıyla alındığını savunurken, Demokratlar ve sivil toplum kuruluşları bu hamleyi seçim sürecine müdahale olarak nitelendiriyor. Trump yönetimi, 2022 ara seçimleri öncesinde seçim kurallarını değiştirmeye yönelik bir dizi adım atıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Seçim Yardım Komisyonu, 2002 tarihli Help America Vote Act kapsamında kurulan bağımsız bir federal kurumdur. Komisyon, eyaletlere seçim güvenliği standartları konusunda rehberlik ediyor, oylama makinelerinin test edilmesini sağlıyor ve seçim bütçelerini yönetiyor. Trump'ın kararı, komisyonun zaten boş olan koltuklarına ek olarak kalan dört üyeyi de kapsıyor. Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, yaptığı açıklamada, 'Başkan, seçimlerimizin güvenliğini sağlamak için gerekli adımları atıyor. EAC'nin yeniden yapılandırılması, bu çabanın bir parçasıdır,' dedi.
Demokrat Parti ise bu hamleyi sert bir dille eleştirdi. Temsilciler Meclisi Sözcüsü Nancy Pelosi, 'Trump yönetiminin bu son darbesi, seçimlerimizin bütünlüğüne doğrudan bir saldırıdır. Bağımsız bir komisyonu partizan bir araç haline getirme çabasıdır,' ifadelerini kullandı. Eski EAC Başkanı Matthew Masterson, istifasının ardından Twitter'da yaptığı paylaşımda, 'Seçim güvenliği partizan olmamalıdır. Bu karar, uzun vadede demokrasimize zarar verecek,' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın bu hamlesi, 2022 ara seçimleri öncesinde seçim kurallarını etkileme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, EAC'nin yetkilerinin kısıtlanmasının eyaletlerin seçim güvenliği standartlarını belirlemede daha fazla esneklik kazanmasına yol açabileceğini, ancak bunun aynı zamanda güvenlik açıklarını da artırabileceğini belirtiyor. Özellikle Rusya'nın 2016 seçimlerine müdahale ettiği iddiaları sonrasında seçim güvenliği ABD'de hassas bir konu haline gelmişti. Trump yönetimi, seçim müdahalesi iddialarını sık sık reddetmiş ve soruşturmaları 'cadı avı' olarak nitelendirmişti.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, ABD'nin demokratik kurumlarına duyulan güveni daha da sarsıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı müttefikler, ABD seçim sürecindeki bu tür müdahaleleri endişeyle izliyor. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Demokratik seçimlerin bağımsız denetimi, her demokrasinin temelidir. Bu tür adımlar, küresel çapta demokratik normları zayıflatır,' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. ABD seçim sistemi üzerindeki tartışmalar, Türkiye'de de seçim güvenliği konusunda kamuoyunda soru işaretlerini artırabilir. Ayrıca, Trump yönetiminin iç siyasi çalkantıları, dış politikada daha öngörülemez adımlara yol açabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde bu dönemde daha temkinli ve stratejik bir yaklaşım benimsemek durumunda kalabilir. NATO müttefiki olarak, ABD'nin kurumsal istikrarı Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da doğrudan etkilemektedir.