ABD Başkanı Donald Trump, Seattle Başsavcılığına federal yargıçlar tarafından atanan Roger Rogoff'u, göreve başlamasından yalnızca bir saat sonra görevden aldı. Rogoff, geçici başsavcının görev süresinin sona ermesinin ardından bir yargıç paneli tarafından seçilmişti. Trump'ın bu hamlesi, yürütme ile yargı arasında yeni bir krize yol açarken, Demokratlar kararı 'yetki gaspı' olarak nitelendirdi.
Gelişmenin arka planı
Seattle Başsavcılığı, ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak Washington eyaletinde federal düzeydeki ceza davalarını yürüten kritik bir pozisyon. Geçici başsavcının görev süresinin dolması üzerine, bölge federal yargıçlarından oluşan bir heyet, Roger Rogoff'u oybirliğiyle bu göreve seçmişti. Ancak Trump, Rogoff'un atandığını öğrenir öğrenmez, 'bu atamanın usulsüz olduğunu' iddia ederek onu azlettiğini duyurdu.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, başkanın başsavcı atama konusunda anayasal yetkiye sahip olduğu ve yargıçların bu kararı alma hakkının bulunmadığı vurgulandı. Trump yönetimi, 'yargı bağımsızlığı adı altında yürütmenin yetkilerinin gasp edilmeye çalışıldığını' öne sürdü. Öte yandan, yargı çevreleri bu hamlenin kuvvetler ayrılığı ilkesine açık bir darbe olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Trump'ın ikinci döneminde yargıyla yaşadığı gerginliklerin yalnızca son halkası. Daha önce de başsavcılık pozisyonlarına kendine yakın isimleri getirmeye çalışan Trump, federal bürokrasiyi kendi kontrolü altına almak istiyor. Seattle gibi liberal eğilimli bir bölgede başsavcının Trump karşıtı olması başkanı rahatsız etmiş olabilir.
Küresel ölçekte bu gelişme, ABD'de hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların sağlığı konusundaki endişeleri artırıyor. Avrupa Birliği ve bazı insan hakları örgütleri, Trump'ın yargı bağımsızlığına müdahalesini eleştirirken, Çin ve Rusya gibi rakipler ise bu durumu ABD'nin iç çelişkilerini göstermek için kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de yürütme-yargı arasındaki bu tür gerilimler, Türkiye'nin de benzer tartışmalar yaşadığı bir dönemde küresel kamuoyunda çifte standart algısını güçlendirebilir. Türkiye'de yargı bağımsızlığı konusunda sık sık eleştiri alan Ankara, Washington'daki bu manzarayı 'Batı'da da benzer sorunlar var' şeklinde yorumlayarak kendi pozisyonunu savunabilir. Ancak bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerginlik nedeni olmaktan ziyade, iki ülkenin de hukuk devleti ilkelerini tartışmaya açmasına yol açabilir. Türkiye açısından asıl önemli nokta, ABD'deki bu tür hamlelerin küresel istikrara etkisi ve uluslararası hukuk normlarının zayıflamasıdır.