ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a Lübnanlı Hizbullah örgütüyle bağlarını kesmesi yönünde baskı yapıyor. Ancak bu çağrı, Şam yönetiminin uzun süredir devam eden askeri ve siyasi ittifakı nedeniyle gerçekçi görülmüyor. Uzmanlar, Esad'ın Hizbullah'ı terk etmesinin kendi iktidarı için intihar anlamına geleceğini belirtirken, Lübnan'da ise Hizbullah'ın siyasi ve askeri gücü bu tür bir adımı imkansız kılıyor.
Arka Plan: Trump'ın Önerisi Neden Başarısız Oluyor?
Trump yönetimi, Suriye'deki iç savaşın ardından Esad rejimini yeniden inşa etme sürecinde, Hizbullah'ın bölgedeki etkisini azaltmak için bu öneriyi gündeme getirdi. Ancak Suriye, 2011'den bu yana İran ve Hizbullah'ın askeri desteğiyle ayakta kaldı. Esad'ın Hizbullah'ı terk etmesi, sadece askeri bir kayıp değil, aynı zamanda İran ile olan stratejik ittifakın da sonu anlamına gelir. Bu nedenle Şam yönetimi, Trump'ın çağrısını reddetti.
Lübnan'da ise Hizbullah, ülkenin en güçlü askeri ve siyasi gücü konumunda. Örgüt, Lübnan siyasetinde kilit bir rol oynarken, İran'dan aldığı destekle bölgesel etkisini sürdürüyor. Uzmanlar, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki ağırlığı nedeniyle, ülkenin bu örgütü terk etmesinin mümkün olmadığını vurguluyor. Öte yandan, Trump'ın bu hamlesi, ABD'nin Ortadoğu'daki etkisini artırma çabası olarak görülse de, bölgesel gerçeklerle örtüşmüyor.
Bölgesel Boyut: İran'ın Rolü ve Küresel Güç Mücadelesi
Hizbullah'ın Suriye'deki varlığı, İran'ın bölgesel stratejisinin temel taşlarından birini oluşturuyor. İsrail'e karşı bir cephe olarak konumlanan Hizbullah, İran'ın Lübnan üzerindeki nüfuzunun da ana aracı. Bu nedenle Trump'ın önerisi, sadece Suriye ve Lübnan'ı değil, aynı zamanda İran-ABD gerilimini de doğrudan ilgilendiriyor. Uzmanlara göre, ABD'nin bu girişimi, İran'ın bölgedeki etkisini kırma hedefine yönelik olsa da, mevcut dengeler içinde başarı şansı düşük.
Lübnan'daki siyasi grupların büyük çoğunluğu, Hizbullah'ın silahsızlandırılması veya Suriye'den çekilmesi fikrine karşı çıkıyor. Sünni liderler bile, Hizbullah'ın İsrail'e karşı bir direniş gücü olduğu söylemini benimseyerek bu adıma karşı duruyor. Bu durum, Trump'ın önerisinin Lübnan iç siyasetinde de geniş bir destek bulamadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından dolaylı etkiler taşıyor. Ankara, Esad rejimi ile normalleşme sürecinde Hizbullah'ın varlığını bir tehdit olarak görüyor. Ancak Türkiye, ABD'nin bu tür tek taraflı girişimlerinin bölgesel istikrarı daha da bozabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca, Hizbullah'ın zayıflaması, İran'ın Suriye'deki nüfuzunu sınırlayabilir; bu da Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarına uygun olabilir. Bununla birlikte, Trump'ın önerisinin başarısız olması, Türkiye'nin Rusya ve İran ile yürüttüğü Astana sürecine duyulan güveni artırabilir.