Eski ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada petrol fiyatlarının 'savaş öncesi seviyelere' döndüğünü öne sürdü. Açıklama, Orta Doğu'daki arzın son haftalarda toparlanmasına rağmen benzin ve dizel fiyatlarının ara seçimler öncesinde yüksek kalmaya devam ettiği bir dönemde geldi. Trump'ın sözleri, enerji fiyatlarının siyasi bir tartışma malzemesi haline geldiği ABD'de yeni bir tartışma başlattı. Peki, veriler gerçekten Trump'ın iddia ettiği gibi mi? İşte ayrıntılar.
Petrol Fiyatlarındaki Son Durum
Uluslararası piyasalarda Brent petrolün varili son haftalarda 90 dolar civarında işlem görüyor. Bu, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin hemen ardından Şubat 2022'de 130 doları aşan seviyelerin oldukça altında. Ancak 'savaş öncesi' ifadesi muğlak: Trump'ın hangi savaşı kastettiği belirsiz. Eğer Ukrayna savaşını kastediyorsa, savaş öncesi (Ocak 2022) Brent fiyatı 80-85 dolar bandındaydı; şu an bu seviyeye yakın. Ancak Gazze'deki çatışmaların başladığı Ekim 2023 öncesine kıyasla fiyatlar hâlâ daha yüksek. Ayrıca ABD'deki benzin pompa fiyatları, ham petrol fiyatlarındaki düşüşü tam yansıtmıyor; rafineri kapasitesi, lojistik ve vergiler nedeniyle perakende fiyatlar yüksek seyrediyor.
Enerji Bilgi Ajansı (EIA) verilerine göre, ABD'de ortalama benzin fiyatı galon başına 3,80 dolar civarında. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir düşüş olsa da, Başkan Joe Biden'ın göreve geldiği Ocak 2021'deki 2,40 dolar seviyesinin çok üzerinde. Dizel fiyatları ise galon başına 4,50 doları aşmış durumda ve enflasyonist baskıyı artırıyor. Trump, bu tabloyu 'felaket' olarak nitelendirerek Biden yönetimini eleştiriyor.
Orta Doğu Arzı ve Küresel Dengeler
Suudi Arabistan öncülüğündeki OPEC+ ülkeleri, üretim kısıtlamalarını kademeli olarak gevşetme kararı almıştı. Son haftalarda İran ve Venezuela'dan yapılan petrol ihracatındaki artış, küresel arzı destekledi. Ayrıca ABD'nin stratejik petrol rezervlerinden (SPR) yapılan satışlar da piyasaya ek arz sağladı. Ancak jeopolitik riskler hâlâ canlı: İsrail-Hamas çatışması, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar arz güvenliğini tehdit ediyor. Uzmanlar, arzın toparlanmasına rağmen talebin özellikle Asya'da güçlü seyrettiğini belirtiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2024 yılı için küresel petrol talebinin günde 1,2 milyon varil artacağını öngörüyor. Bu artışın büyük kısmı Çin ve Hindistan'dan gelecek. Arz tarafında ise ABD kaya petrolü üretimi rekor seviyeye ulaşmış durumda; günde 13 milyon varilin üzerinde üretim yapılıyor. Bu denge, fiyatların aşırı yükselmesini engelliyor ancak düşüşü de sınırlıyor.
Ara Seçimler ve Siyasi Etki
ABD'de 5 Kasım 2024'te yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde enerji fiyatları kritik bir seçim meselesi. Anketler, seçmenlerin en büyük ekonomik kaygısının enflasyon olduğunu gösteriyor. Benzin fiyatları, enflasyon algısının en görünür göstergelerinden biri. Trump, kampanya sürecinde 'drill, baby, drill' (sondaj yap, bebeğim, sondaj) sloganıyla yerli üretimi artırma sözü veriyor. Biden yönetimi ise yeşil enerjiye geçişi hızlandırma ve fosil yakıt bağımlılığını azaltma politikası izliyor. İki taraf da fiyatlar üzerinden birbirini suçluyor.
Trump'ın 'savaş öncesi seviyeler' ifadesi, tam olarak hangi dönemi kastettiğine bağlı olarak yanıltıcı olabilir. Zira Ukrayna savaşı öncesi fiyatlar zaten Kovid-19 sonrası toparlanma nedeniyle yüksekti. Öte yandan, Gazze savaşı öncesine kıyasla petrol fiyatları daha istikrarlı. Ancak benzin ve dizel fiyatlarındaki yükseklik, rafineri marjları ve dağıtım maliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle, ham petrol fiyatlarındaki düşüşün pompa fiyatlarına yansıması gecikmeli ve sınırlı oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Brent petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık değişim, Türkiye'nin cari açığını yıllık yaklaşık 4-5 milyar dolar etkiliyor. Son dönemde petrol fiyatlarındaki görece istikrar, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını sınırlı tutsa da, benzin ve motorin pompa fiyatlarındaki yükseklik enflasyon üzerinden hane halkını zorluyor. Ayrıca, İran ve Irak ile yürütülen enerji işbirliği, Türkiye'nin arz güvenliği açısından kritik. ABD'deki seçim sonuçları, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması veya gevşemesi yoluyla Türkiye'nin enerji ticaretini etkileyebilir. Bu nedenle, Washington'daki siyasi tartışmalar sadece ABD iç politikası değil, küresel enerji dengeleri üzerinden Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.