ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşma sürecinin "son aşamalarında" olduklarını ve taraflar arasında önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu anlaşma bölgeyi dönüştürecek. Çok çalışıyoruz ve hedefe çok yakınız" ifadelerini kullandı. Anlaşmanın özellikle İsrail-Filistin meselesi ve Suudi Arabistan'ın normalleşme süreci gibi kritik dosyaları kapsadığı belirtiliyor. Trump, anlaşmanın kısa süre içinde imzalanmasının beklendiğini ancak kesin bir tarih vermekten kaçındı. Bu açıklama, Ortadoğu'da diplomatik gerilimin devam ettiği bir dönemde geldi ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, göreve geldiği günden bu yana Orta Doğu'da barışı tesis etmek için yoğun çaba sarf ediyor. Özellikle 2020 yılında imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas gibi Arap ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak bu anlaşmalar, Filistin meselesini dışarıda bıraktığı için eleştirilmişti. Trump'ın son açıklaması, bu kez Filistin boyutunu da kapsayan daha kapsamlı bir anlaşma sinyali veriyor. Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ekonomik iş birliği, güvenlik düzenlemeleri ve insani yardım gibi alanları kapsayacağını belirtti.
Uzmanlar, Trump'ın bu girişiminin Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde bir dış politika zaferi kazanma amacı taşıdığını yorumluyor. Ancak bölgedeki taraflar arasındaki derin güvensizlik ve Kudüs'ün statüsü gibi hassas konuların anlaşmayı zora sokabileceği ifade ediliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump'ın açıklamalarını olumlu karşılarken, Filistin yönetiminden henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Suudi Arabistan'ın normalleşme sürecine dahil olması, İran karşıtı cepheyi güçlendirebilir ve Körfez'de yeni bir iş birliği dönemi başlatabilir. Aynı zamanda, anlaşmanın Mısır, Ürdün ve diğer Arap ülkelerinin tutumlarını da etkilemesi muhtemel. Küresel ölçekte ise ABD'nin Ortadoğu'daki nüfuzunu artırması ve Çin ile Rusya'nın bölgedeki etkinliğine karşı bir hamle olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, anlaşmaya ihtiyatlı yaklaşırken, Birleşmiş Milletler tarafları yapıcı diyaloga çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Orta Doğu barış sürecinde kilit bir aktör konumunda. Ankara, özellikle İsrail-Filistin meselesinde iki devletli çözümü ve Kudüs'ün statüsünün korunmasını savunuyor. Trump'ın anlaşması, ABD'nin bölgede İsrail yanlısı bir barışı dayatması olarak algılanırsa Türkiye'nin tepkisini çekebilir. Öte yandan, anlaşma ekonomik iş birliği boyutu içerirse Türkiye'nin enerji ve ticaret alanında kazanımları olabilir. Ancak anlaşmanın Türkiye'nin güvenlik öncelikleriyle (örneğin PKK ve FETÖ ile mücadele) nasıl örtüşeceği belirsiz. Ankara'nın, bu sürecin dışında bırakılmamak için ABD ve bölgesel aktörlerle yoğun bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.