ABD Başkanı Donald Trump, Kasım 2018 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti adaylarına destek vermek amacıyla en az yedi eyalette miting düzenlemeyi planlıyor. Ancak Başkan'ın düşük onay oranları, partisinin seçim çabasını zorlaştırıyor. Son anketler, Trump'ın ulusal onay oranının yüzde 40 civarında olduğunu gösteriyor; bu, ara seçimlerde genellikle iktidar partisi için olumsuz bir gösterge olarak yorumlanıyor.
Trump'ın Onay Oranları ve Seçim Stratejisi
Başkan Trump'ın onay oranları, görevde kaldığı süre boyunca tarihsel olarak düşük seyretti. Gallup'un son anketine göre, Trump'ın onay oranı yüzde 41, onaylamayanların oranı ise yüzde 54. Bu rakamlar, diğer modern başkanların aynı dönemdeki onay oranlarının oldukça altında. Özellikle bağımsız seçmenler ve ılımlı Cumhuriyetçiler arasında desteğini yitirmiş durumda. Ara seçimlerde, görevdeki başkanın partisi genellikle Temsilciler Meclisi'nde koltuk kaybeder; Trump'ın düşük onay oranları bu kaybı daha da derinleştirebilir.
Trump'ın miting düzenlemeyi planladığı eyaletler arasında Florida, Ohio, Pennsylvania, Michigan, Wisconsin, Arizona ve Georgia gibi kritik seçim bölgeleri bulunuyor. Bu eyaletler, 2016 başkanlık seçimlerinde Trump'ın kıl payı kazandığı veya kaybettiği yerler olarak dikkat çekiyor. Trump, bu mitinglerle hem Cumhuriyetçi tabanı motive etmeyi hem de kendi seçim tabanını güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak, bazı Cumhuriyetçi adaylar, Trump'ın kendileri için bir yük olabileceğinden endişe ediyor ve mitinglere mesafeli yaklaşıyor.
Beyaz Saray ve Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC), Trump'ın mitinglerinin parti tabanını canlandıracağını savunuyor. RNC Başkanı Ronna McDaniel, "Başkan Trump'ın enerjisi ve mesajı, seçmenleri sandığa gitmeye teşvik ediyor" açıklamasında bulundu. Ancak, anketler Trump'ın özellikle kadın seçmenler, gençler ve azınlıklar arasında popülerliğini yitirdiğini gösteriyor. Bu gruplar, ara seçimlerde belirleyici olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ara seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, küresel dengeleri de etkiliyor. Trump yönetiminin dış politika hamleleri—ticaret savaşları, NATO'ya yönelik eleştiriler, Orta Doğu politikaları—seçim sonuçlarına bağlı olarak şekillenebilir. Eğer Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi'ni kaybederse, Trump'ın yasama gündemi tıkanabilir ve dış politika konusunda daha fazla başkanlık kararnamesine yönelebilir. Bu durum, ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde belirsizlik yaratabilir. Özellikle Avrupa Birliği ve NATO üyeleri, Washington'ın tutumunu yakından izliyor.
Ara seçimler, aynı zamanda 2020 başkanlık seçimleri için bir referandum niteliği taşıyor. Trump'ın miting performansı ve seçim sonuçları, yeniden seçilme şansını doğrudan etkileyecek. Anketler, Demokrat adayların Kongre'de çoğunluğu ele geçirme olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durumda, Trump'ın yasama süreçlerinde daha fazla engelle karşılaşması ve yargı atamalarında zorluk yaşaması bekleniyor. Ayrıca, Rusya soruşturması gibi konularda Demokratların başlatacağı soruşturmalar, Beyaz Saray'ı zor durumda bırakabilir.
Seçim kampanyası sürecinde Trump'ın söylemleri, göçmen karşıtı politikalar ve ekonomik milliyetçilik ekseninde şekilleniyor. Bu söylemler, küresel ticaret ve göç politikalarını da etkiliyor. Örneğin, Çin ile devam eden ticaret savaşı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve Orta Doğu'daki askeri varlığı, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Trump yönetimi, Türkiye ile ilişkilerde inişli çıkışlı bir grafik sergiledi; F-35 savaş uçakları, S-400 hava savunma sistemi alımı ve Suriye'deki PKK/YPG varlığı gibi konularda anlaşmazlıklar yaşandı. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanırsa, Türkiye'ye yönelik eleştirel tutum artabilir ve yaptırım tehditleri gündeme gelebilir. Öte yandan, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki kontrolü sürerse, Trump'ın kişisel diplomasisiyle yürütülen ilişkiler devam edebilir. Türkiye, ABD'nin Suriye'den çekilme kararı, İran yaptırımları ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti gibi konularda Washington'ın tutumunu yakından izliyor. Seçim sonuçları, Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu ve ekonomik istikrarını dolaylı olarak etkileyebilir.