ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranı, göreve geldiği günden bu yana en düşük seviyesine geriledi. Son anketlere göre, Başkan'ın performansını onaylayanların oranı yüzde 36'ya kadar düştü. Bu düşüş, özellikle bağımsız seçmenler, kentli kadınlar ve genç seçmenler arasında belirgin bir memnuniyetsizliğe işaret ediyor. İran'la artan gerilim ve yaşam maliyetindeki yükseliş, seçmenlerin Başkan'a olan güvenini sarsan başlıca faktörler arasında gösteriliyor.
Anketlerdeki Düşüşün Nedenleri
Trump'ın onay oranındaki bu tarihi düşüş, yalnızca tek bir olaya bağlanamaz. Uzmanlar, özellikle İran'a yönelik artan askeri gerilimin ve ekonomik belirsizliklerin seçmenler üzerinde derin bir etki yarattığını belirtiyor. Geçtiğimiz haftalarda İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesi, Orta Doğu'da yeni bir çatışma riskini gündeme getirmişti. Bu gelişme, savaş karşıtı seçmenlerin endişelerini artırırken, Başkan'ın dış politika yönetimine olan güveni de azalttı.
Ekonomi cephesinde ise, artan enflasyon ve temel tüketim mallarındaki fiyat artışları, özellikle orta ve alt gelir gruplarını olumsuz etkiliyor. Başkan'ın ticaret politikaları ve vergi reformunun bu kesimlere beklenen faydayı sağlamadığı yorumları yapılıyor. Anketlere göre, ekonominin kötüye gittiğini düşünen seçmenlerin oranı yüzde 60'ın üzerinde. Bu durum, Trump'ın yeniden seçilme şansını da olumsuz etkileyebilir.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Trump'ın düşen onay oranı, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel dengeleri de etkiliyor. Başkan'ın zayıf görünümü, müttefik ülkelerde ABD'nin güvenilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Özellikle NATO müttefikleri ve Orta Doğu'daki ortaklar, Trump yönetiminin öngörülemez politikalarından endişe duyuyor. İran gerilimi, enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açarken, küresel ekonominin de kırılganlığını artırıyor.
Uzmanlar, Trump'ın onay oranındaki düşüşün, 2020 başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat Parti'ye moral verdiğini belirtiyor. Ancak seçimlerin hâlâ yaklaşık 10 ay öncesinde olduğu düşünüldüğünde, Trump'ın bu durumu lehine çevirebileceği ihtimali de göz ardı edilmiyor. Seçim kampanyasının ana ekseninin ekonomi ve dış politika üzerinde şekilleneceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranındaki düşüş, Türkiye-ABD ilişkileri açısından karmaşık bir tablo sunuyor. Zayıflayan bir başkan, özellikle Kongre'deki Türkiye karşıtı yaptırım eğilimlerini dizginleme konusunda daha az manevra kabiliyetine sahip olabilir. Ayrıca, Orta Doğu'da artan gerilim, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. ABD'nin bölgeden çekilme ihtimali veya Angajman Politikası değişiklikleri, Türkiye'nin kendi inisiyatiflerini güçlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Küresel ekonomik belirsizlikler ise Türkiye'nin ticaret ve enerji maliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin hem Washington'la olan diplomatik kanalları açık tutması hem de bölgesel risklere karşı hazırlıklı olması kritik önemde.