ABD'nin 250. kuruluş yıldönümüne denk gelen dönemde, Başkan Donald Trump'ın kamuoyu desteğine ilişkin yayımlanan altı farklı anketin ortalaması, Cumhuriyetçi liderin onay oranının yüzde 40 seviyesinde kaldığını, onaylamama oranının ise yüzde 55 ila 57 arasında değiştiğini ortaya koyuyor. Anketler, ülkedeki derin partizan kutuplaşmanın yanı sıra, başkanın özellikle ekonomi, sağlık ve dış politika alanlarındaki performansına yönelik farklı algıları da gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı:
Başkan Donald Trump, 4 Temmuz 2026'da ABD'nin 250. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken, siyasi kariyerinin en kritik dönemeçlerinden birini yaşıyor. Ülkenin dört bir yanından seçmenlerin katılımıyla gerçekleştirilen altı bağımsız ankette, Trump'ın onay oranının istikrarlı bir şekilde yüzde 40 civarında seyrettiği görülüyor. Bu rakam, 2020 seçimlerinden bu yana neredeyse hiç değişmemiş durumda. Buna karşın, başkanı onaylamayanların oranı yüzde 55'in altına düşmüyor; hatta bazı anketlerde bu oran yüzde 57'ye kadar çıkıyor.
Anketlerde dikkat çeken bir diğer nokta, partizan kutuplaşmanın derinliği. Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 85'i Trump'ı onaylarken, Demokratların yalnızca yüzde 5'i aynı görüşü paylaşıyor. Bağımsız seçmenler arasında ise onay oranı yüzde 35 civarında. Bu veriler, Trump'ın tabanını sağlam tuttuğunu ancak kendisine karşı olan cephenin de aynı ölçüde kararlı olduğunu gösteriyor. Anketlerin yapıldığı dönemde Trump yönetiminin gündeminde yer alan vergi indirimleri, göçmen politikası ve ticaret savaşları gibi konuların seçmenler üzerinde doğrudan etkili olduğu değerlendiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut:
Trump'ın düşük onay oranı, yalnızca ABD iç siyaseti açısından değil, küresel ölçekte de önemli yansımalara sahip. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi ve askeri gücü olarak, başkanının meşruiyeti ve halk desteği, uluslararası ittifaklar ve ticaret müzakerelerinde belirleyici oluyor. Trump'ın onay oranının düşük seyretmesi, müttefikler nezdinde ABD'nin güvenilirliğine ilişkin soru işaretleri yaratabilir. Özellikle NATO ve Asya-Pasifik'teki ortakları, Trump'ın yeniden seçilme şansını ve politikalarının sürdürülebilirliğini sorguluyor.
Anketler, Trump'ın dış politika alanındaki performansına ilişkin de çarpıcı veriler sunuyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 38'i başkanın dış politikasını onaylarken, yüzde 56'sı onaylamıyor. Bu durum, özellikle Çin ile ticaret savaşları, İran'a yönelik yaptırımlar ve Ukrayna-Rusya savaşındaki tutumu gibi konularda kamuoyunun bölünmüş olduğunu gösteriyor. Ekonomi ve işsizlik oranları gibi konularda ise Trump'a verilen destek nispeten daha yüksek (yüzde 45 onay), ancak bu oran tarihsel standartlara göre hâlâ düşük.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranındaki düşüklük ve partizan kutuplaşma, Türkiye-ABD ilişkileri açısından belirsizlik yaratıyor. Düşük onay oranına sahip bir ABD başkanı, Kongre'deki muhalefet ve kamuoyu baskısı nedeniyle Türkiye'ye yönelik S-400 yaptırımları, Suriye'deki YPG desteği gibi kritik konularda esnek hareket etmekte zorlanabilir. Ayrıca, Trump'ın yeniden seçilme olasılığının düşük görünmesi, Türkiye'nin ABD ile uzun vadeli stratejik planlamalarını etkileyebilir. Seçim sonuçlarına bağlı olarak, Biden yönetimine kıyasla daha öngörülemez ve işlemsel bir ilişki tarzı beklenebilir. Bu nedenle Türk diplomatlarının, ABD'nin iç siyasi dinamiklerini yakından izlemesi ve olası senaryolara hazırlıklı olması önem arz ediyor.