Eski ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik çarpıcı bir uyarıda bulundu. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, kendisi olmasaydı İsrail'in 'yok olacağını' öne sürdü. Bu sert çıkış, iki lider arasındaki ilişkilerin yeniden gerilimli bir aşamaya girdiğini gösteriyor. Trump, Netanyahu'yu 'dikkatli olması' konusunda uyarırken, İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü askeri kampanyayı da eleştirerek, bu operasyonu Suriye'nin üstlenmesi gerektiğini savundu.
Trump'ın Netanyahu'ya yönelik suçlamaları
Trump, paylaşımında 'İsrail, ben olmasaydım şu ana kadar çoktan yok olmuştu' ifadelerini kullandı. Eski başkan, kendi döneminde İsrail'e verdiği desteğe vurgu yaparak, Netanyahu'nun bu desteğe gereken karşılığı vermediğini ima etti. Trump'ın bu çıkışı, özellikle İsrail'in Gazze ve Lübnan'da sürdürdüğü askeri operasyonlar sırasında geldi. Trump, daha önce de Netanyahu'yu 'zayıf' olarak nitelendirmiş ve 2020 ABD seçimlerindeki sonuçları tanımamakla suçlamıştı.
Trump'ın bu açıklamaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden sorgulanmasına neden oldu. İsrail, ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri olarak bilinse de, Trump'ın başkanlık döneminde ilişkiler oldukça sıcaktı. Özellikle Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması ve Golan Tepeleri'nin İsrail egemenliğinde olduğunun kabul edilmesi gibi kararlar, Trump'ın Netanyahu'ya verdiği güçlü desteğin göstergesiydi. Ancak Trump'ın son mesajı, bu desteğin karşılıksız kaldığını düşündüğüne işaret ediyor.
Lübnan operasyonu ve Suriye önerisi
Trump, açıklamasında İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü askeri kampanyayı da hedef aldı. Eski başkan, 'Lübnan'ı bombalamak İsrail'in işi değil' diyerek, bu operasyonun Suriye tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Trump, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Lübnan'daki Hizbullah'a karşı daha etkili olabileceğini iddia etti. Bu öneri, uluslararası toplumda şaşkınlıkla karşılandı. Zira Suriye, İsrail ile resmen savaş halinde olan bir ülke ve Hizbullah'ı terör örgütü olarak görmüyor.
Trump'ın bu yorumu, özellikle İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah ile artan çatışmaların ortasında geldi. İsrail, son haftalarda Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmış ve bu durum bölgede tansiyonu yükseltmişti. Trump'ın Suriye'yi devreye sokma önerisi ise, bölgesel dengeleri altüst edebilecek bir fikir olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın bu çıkışı, sadece İsrail-ABD ilişkilerini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkileyebilir. Eski başkanın bu tür açıklamaları, özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde, hem Cumhuriyetçi Parti içindeki konumunu güçlendirme hem de dış politika vizyonunu ortaya koyma amacı taşıyor olabilir. Trump, başkanlık döneminde İsrail'e verdiği destekle bilinirken, şimdiki eleştirileri Netanyahu'ya yönelik bir uyarı niteliği taşıyor.
Öte yandan, İsrail'in Lübnan'daki operasyonları ve Trump'ın Suriye önerisi, bölgedeki diğer aktörlerin de tepkisini çekebilir. İran ve Hizbullah, Trump'ın açıklamalarını İsrail'e yönelik bir zayıflık işareti olarak yorumlayabilir. Ayrıca, Suriye'nin bu öneriye nasıl yanıt vereceği merak konusu. Esad yönetimi, İsrail ile doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınırken, Trump'ın çağrısı gerçekçi bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası bağlamında önemli sinyaller taşıyor. Trump'ın İsrail'e yönelik eleştirileri ve Lübnan operasyonuna itirazı, bölgede yeni bir diplomatik denklemin habercisi olabilir. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Filistin ve Lübnan'daki politikalarını eleştirirken, Trump'ın bu çıkışı Ankara'nın pozisyonuyla kısmen örtüşüyor. Ancak Trump'ın Suriye önerisi, Türkiye'nin Suriye politikasıyla çelişiyor; zira Ankara, Esad rejimine karşı muhalifleri destekliyor. Dolayısıyla bu açıklamalar, Türk dış politikasında hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Özellikle İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atan Türkiye, Trump'ın söylemlerinin bu sürece etkisini yakından izlemek zorunda.