ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında İran'a yönelik stratejik yaklaşım farklılıkları nedeniyle ciddi bir gerginlik yaşandığı ortaya çıktı. İddiaya göre Trump, Netanyahu'ya telefonla yaptığı görüşmede küfürlü ifadeler kullanarak İsrail liderine 'deli' dedi. Görüşmenin merkezinde İsrail'in Lübnan'ın başkenti Beyrut'u bombalama tehditleri yer alırken, Trump'ın bu plana sert tepki gösterdiği belirtiliyor. İkili arasındaki bu gerilim, iki ülkenin uzun süredir birlikte yürüttüğü İran karşıtı ittifakta çatlaklar oluştuğuna işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
Trump ve Netanyahu, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda uzun yıllar boyunca ortak bir duruş sergilemişti. Trump'ın başkanlığı döneminde ABD, 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmiş ve İran'a yönelik azami baskı politikasını benimsemişti. Netanyahu ise bu politikayı tam desteklemiş ve İran'a karşı askeri seçenekleri sık sık gündeme getirmişti. Ancak son dönemde İsrail'in İran destekli Hizbullah'a yönelik bombardıman tehditleri ve Beyrut'u hedef alma planları, Trump yönetiminde rahatsızlık yarattı. Trump'ın, Netanyahu'ya 'Deli misin?' dediği iddia edilen bu telefon görüşmesi, iki müttefik arasındaki gerilimin boyutunu gözler önüne serdi.
ABD'li yetkililer, İsrail'in tek taraflı bir saldırısının Ortadoğu'da büyük bir yangına yol açabileceğinden endişe ediyor. Trump'ın, seçim öncesi bölgede barışı koruma ve askeri angajmanı azaltma stratejisiyle çelişen bu hamle, Beyaz Saray'da sert bir karşılık buldu. Netanyahu ise ABD'nin bu tepkisine rağmen İran'ın bölgedeki vekil güçlerine yönelik operasyonel planlamalarına devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İsrail arasındaki bu gerilim, Ortadoğu'daki güç dengelerini derinden etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. İran, bu fırsatı değerlendirerek ABD ile İsrail arasındaki ayrışmayı derinleştirmeye çalışabilir. İsrail'in Hizbullah'a yönelik olası bir saldırısı, Lübnan'ı yeniden iç savaşa sürükleyebileceği gibi, İran'ın Suriye'deki varlığını da doğrudan tehdit ediyor. ABD'nin bu plana karşı çıkması, bölgede yeni bir ittifak düzenlemesine yol açabilir. Öte yandan, Arap ülkeleri de bu gerilimi yakından takip ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, İran tehdidi konusunda İsrail ile yakınlaşırken, ABD'nin tutumu bu ülkelerin güvenlik stratejilerini etkileyebilir. Rusya ve Çin ise ABD'nin Ortadoğu'daki etkisinin azalmasını fırsat bilerek bölgede nüfuzlarını artırmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak İran ve İsrail arasında dengeli bir politika izlemeye çalışsa da, son dönemde İsrail'in Filistin politikaları nedeniyle ikili ilişkiler gerilmiş durumda. ABD-İsrail arasındaki bu kriz, Türkiye'nin Kuzey Irak ve Suriye'deki PKK/YPG varlığına karşı yürüttüğü operasyonların bölgesel yansımalarını etkileyebilir. İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırısı, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilecek bir gerilime yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme eğilimi, Türkiye'nin kendi güvenlik önceliklerini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle işbirliği yaparak istikrarı koruma çabalarını daha da önemli hale getiriyor.