ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı gergin telefon görüşmesinde, İsrail'in Lübnan'daki askeri tırmanışını sert bir dille eleştirdi ve bu adımların İran'la yürütülen nükleer müzakereleri tehlikeye attığını belirtti. Axios haber sitesinin üç kaynağa dayandırdığı rapora göre Trump, Netanyahu'ya Beyrut'a planlanan bir saldırıyı gerçekleştirmemesi yönünde baskı yaptı. Görüşme, bölgedeki gerilimin zirveye ulaştığı ve İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti.
Gergin telefon trafiği ve Beyrut'a yönelik saldırı planı
Axios'un aktardığına göre, Trump-Netanyahu arasındaki telefon görüşmesi oldukça sert geçti. Trump, Netanyahu'ya Lübnan'daki askeri operasyonların ölçüsüz olduğunu ve bunun İran'la nükleer anlaşma sürecine zarar verdiğini söyledi. Özellikle, İsrail'in Beyrut'a yönelik büyük çaplı bir hava saldırısı planladığı ve bu saldırının sivil kayıplara yol açabileceği endişesi Trump'ı harekete geçirdi. ABD Başkanı, Netanyahu'ya bu saldırıyı durdurması talimatını verirken, aksi takdirde ABD'nin İran'la görüşmelerde ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı. Bu gelişme, ABD-İsrail ilişkilerinde son dönemdeki en ciddi krizlerden biri olarak değerlendiriliyor.
İsrail'in Lübnan'daki operasyonları, özellikle Hizbullah'ın güney Lübnan'daki mevzilerine yönelik hava saldırıları ve sınır ötesi çatışmalar son haftalarda tırmandı. Ekim ayından bu yana İsrail, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan topraklarında derinlemesine operasyonlar düzenliyor. Ancak Beyrut'a yönelik bir saldırı, ilk kez bu kadar yakından gündeme gelmişti. Trump yönetimi, bu tür bir adımın bölgesel savaşa dönüşme riskini taşıdığını ve İran'la devam eden nükleer müzakereleri baltalayacağını düşünüyor.
İran faktörü ve ABD stratejisi
Trump yönetimi, İran'la nükleer anlaşma konusunda son aşamaya gelmişti. ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Viyana'da süren müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini ve yakında bir anlaşmaya varılabileceğini açıklamıştı. Ancak İsrail'in Lübnan'daki tırmanışı, İran'ın müzakerelerdeki pozisyonunu sertleştirmesine neden oldu. Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını bahane ederek uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı ve uluslararası denetçilerin erişimini kısıtladı. Trump, Netanyahu'ya yaptığı uyarıda, bu gelişmelerin ABD'nin İran politikasını başarısızlığa uğrattığını ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtti.
Öte yandan, İsrail iç siyasetinde Netanyahu, koalisyon ortaklarının baskısıyla karşı karşıya. Sağ kanat partiler, Hizbullah'a karşı daha sert bir askeri tutum takınılmasını talep ediyor. Netanyahu'nun Trump'ın uyarısına rağmen Lübnan'daki operasyonları tamamen durdurup durdurmayacağı belirsizliğini koruyor. İsrail ordusu, Hizbullah'ın füze cephaneliğini yok etmek için kara operasyonları da dahil olmak üzere alternatif planlar hazırlıyor. Ancak ABD'nin doğrudan müdahalesi, Netanyahu'nun elini zayıflatıyor ve kriz yönetimini karmaşıklaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Lübnan'da tırmanan çatışmalar, bölgesel bir savaş riskini artırırken, Türkiye'nin İran'la olan enerji iş birliği ve ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD-İran nükleer müzakerelerinin çökmesi, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynak arayışlarını zorlaştırabilir. Ankara, istikrarlı bir Lübnan ve İran'la yapıcı diyalogdan yana. Trump'ın Netanyahu'ya baskı yapması, Türkiye'nin bölgede diplomatik çözüm çağrılarıyla uyumlu bir adım olsa da, ABD'nin tutarsız politikaları Ankara'da güven sorunu yaratıyor. Türkiye, bu süreçte kendi çıkarlarını korumak için diplomasi ağırlıklı bir yaklaşım benimseyecek.