Seçim uzmanları, Donald Trump yönetiminin ve müttefiklerinin Kasım ayındaki ara seçimlerin hemen ardından kritik saatler ve günlerde sonuçları bozabileceği konusunda uyarıyor. Yetkililer, özellikle salıncak eyaletlerde görev yapan Trump sadıklarının oy sayımı sırasındaki bu kritik dönemi kullanarak asılsız iddiaları körükleyebileceğini ve seçim sonuçlarına gölge düşürebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, 2020 başkanlık seçimlerinde yaşanan kaosun benzerinin tekrarlanabileceği endişesini taşıyor.
Sayım sürecindeki kırılganlık
ABD'de seçimlerin ardından oy sayımı genellikle günler sürer ve özellikle posta yoluyla kullanılan oyların sayımı zaman alır. 2020 seçimlerinde olduğu gibi, sayım sürecindeki bu gecikmeler, Trump ve müttefikleri tarafından 'seçim hilesi' iddialarını güçlendirmek için kullanılmıştı. Bu kez, ara seçimler öncesinde birçok eyalette seçim kurullarına Trump yanlısı isimler atandı veya seçildi. Bu kişilerin, sayım sürecini manipüle edebileceği veya sonuçları açıklamayı reddedebileceği öne sürülüyor.
Uzmanlar, özellikle Arizona, Georgia, Michigan, Pennsylvania ve Wisconsin gibi kritik eyaletlerde seçim yasalarında yapılan değişikliklerin ve partizan atamaların riski artırdığını vurguluyor. Bu eyaletlerde, seçim kurullarının bağımsızlığı sorgulanıyor ve Trump'ın 'kazandığımızı kanıtlayacağız' söylemi, seçim görevlileri üzerinde baskı oluşturuyor.
Yanlış bilgi ve dezenformasyonun etkisi
Seçim uzmanları, sosyal medya platformlarında yanlış bilginin hızla yayılabileceğini ve Trump'ın geniş takipçi kitlesinin bu iddiaları benimseyebileceğini belirtiyor. 2020'de olduğu gibi, 'sayım durdurulsun' çağrıları ve protestoların tekrarlanabileceği, hatta şiddet olaylarının çıkabileceği uyarısı yapılıyor. Ayrıca, Rusya gibi dış aktörlerin de dezenformasyon kampanyalarıyla süreci istikrarsızlaştırabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, seçim sonuçlarının güvenilirliğini korumak için bağımsız gözlemcilerin ve medyanın sayım sürecini yakından takip etmesi gerektiğini söylüyor. Ancak, Trump'ın medyayı 'halkın düşmanı' olarak nitelendirmesi, bu denetimi zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'deki seçim istikrarsızlığı, küresel ekonomi ve güvenlik açısından da risk oluşturuyor. Dünyanın en büyük ekonomisinin siyasi belirsizliğe sürüklenmesi, piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin demokrasi imajı zedelenirken, otoriter rejimler kendi sistemlerini meşrulaştırmak için bu durumu kullanabilir. NATO ve diğer ittifak sistemlerinde güven bunalımı derinleşebilir.
Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ABD'nin iç istikrarını yakından izliyor. Özellikle Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi gibi konularda ABD'nin kararlılığı sorgulanabilir. Seçim sonuçlarının gecikmesi veya itiraz edilmesi, ABD'nin dış politikada etkinliğini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim belirsizliği, Türkiye-ABD ilişkilerini de etkileyebilir. Türkiye, Washington'da istikrarlı bir yönetimle çalışmayı tercih eder; ancak seçim kaosu, iki ülke arasındaki kritik dosyaların (F-16 satışı, İsveç'in NATO üyeliği, Suriye ve Doğu Akdeniz politikaları) askıya alınmasına neden olabilir. Ayrıca, ABD'nin iç sorunlarına odaklanması, Türkiye'nin bölgesel hamlelerinde elini rahatlatabilir. Ancak uzun süreli istikrarsızlık, küresel ekonomi üzerinden Türkiye'yi de olumsuz etkiler. Türkiye, dengeli bir diplomasiyle her iki senaryoya da hazırlıklı olmalı.