Eski ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü düzenlediği mitingde sarf ettiği ve Kaliforniyalı milletvekillerini öfkelendiren 'Los Angeles ve San Diego'yu vurun' sözünü açıklamayı reddetti. Bir kadın gazetecinin konuyla ilgili sorusunu yanıtsız bırakan Trump, gazeteciyi eliyle savuşturarak başka bir konuya geçti. Olay, Trump'ın seçim kampanyası sırasında yaptığı sert açıklamaların bir yenisi olarak kayda geçti.
Mitingdeki Sözler ve Gazeteciyle Gerginlik
Trump, Cumartesi günü bir mitingde konuşurken, 'Los Angeles ve San Diego'yu vurun' ifadesini kullandı. Bu sözler, Kaliforniya'dan iki büyük şehri hedef alması nedeniyle eyalet milletvekilleri arasında büyük tepkiyle karşılandı. Milletvekilleri, Trump'ın bu sözlerinin şiddeti teşvik ettiğini ve sorumsuzca olduğunu belirtti. Miting sonrası basın toplantısında bir kadın gazeteci, Trump'a bu sözlerle ne kastettiğini sordu. Trump, soruyu duymazdan gelerek gazeteciyi eliyle kenara itti ve başka bir gazetecinin sorusuna yöneldi. Bu anlar kameralara yansıdı ve sosyal medyada geniş yankı buldu.
Trump'ın sözcüsü, daha sonra yaptığı açıklamada, eski başkanın sözlerinin bağlamından koparıldığını savundu. Ancak sözcü, Trump'ın tam olarak ne demek istediğine dair bir açıklama getirmedi. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un ofisinden yapılan açıklamada ise, 'Bu tür sözler kabul edilemez ve siyasi şiddeti körükler' denildi. Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass da Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, 'Bir başkan adayının şehirlerimizi hedef göstermesi endişe vericidir' ifadelerini kullandı.
Olayın ardından Trump'ın kampanya ekibi, konuyla ilgili ek bir açıklama yapmaktan kaçındı. Analistler, Trump'ın bu tür çıkışlarla tabanını konsolide etmeyi amaçladığını, ancak ılımlı seçmenleri kaybetme riski taşıdığını belirtiyor. 2024 seçimlerine giden süreçte, Trump'ın söylemleri ve medyayla ilişkisi giderek daha fazla tartışma konusu haline geliyor.
Kaliforniya'nın Siyasi Dengeleri ve Trump'ın Stratejisi
Kaliforniya, ABD'nin en kalabalık eyaleti ve Demokrat Parti'nin kalesi olarak biliniyor. Trump, 2016 ve 2020 seçimlerinde Kaliforniya'yı büyük farkla kaybetmişti. Bu nedenle, Trump'ın Kaliforniya'daki şehirleri hedef alan sözleri, eyaletteki Demokrat seçmenleri daha da motive edebilir. Ancak Trump'ın asıl hedefi, ülke genelindeki Cumhuriyetçi tabanı canlı tutmak ve kültürel savaşlarda liderlik imajını pekiştirmek. Son dönemde suç oranları ve göçmenlik politikaları üzerinden Kaliforniya'yı eleştiren Trump, bu söylemini bir mitingde daha da ileri taşıdı.
Uzmanlara göre, Trump'ın 'vurun' ifadesi mecazi anlamda kullanılmış olabilir; ancak bu tür bir dil, siyasi şiddetin normalleşmesine katkıda bulunuyor. 6 Ocak Kongre baskını sonrası bu tür söylemler daha da dikkatle izleniyor. Kaliforniyalı milletvekilleri, Trump'ın bu sözlerini kınayan bir açıklama yayınladı ve federal yetkilileri soruşturma başlatmaya çağırdı. Ancak henüz resmi bir soruşturma açılmadı.
Trump'ın gazeteciyi savuşturması ise, basın özgürlüğü savunucuları tarafından eleştirildi. Beyaz Saray Muhabirleri Derneği, yaptığı açıklamada, 'Kamu görevlileri, sorulara yanıt vermeli ve gazetecilere saygı göstermelidir' dedi. Trump'ın basınla ilişkisi, başkanlığı döneminde de sık sık gerilimli olmuştu; ancak bu son olay, kampanya döneminde de benzer bir tutum sergileyeceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın açıklamaları ve medyayla ilişkisi, ABD iç siyasetinin bir yansıması olsa da, Türkiye açısından dolaylı etkileri olabilir. ABD'deki siyasi kutuplaşma ve seçim belirsizliği, Türkiye-ABD ilişkilerini de etkiliyor. Trump döneminde iki ülke arasında yaşanan gerilimler ve iş birliği alanları, Biden yönetiminde farklı bir seyir izledi. 2024 seçimlerinde Trump'ın yeniden aday olması, Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinde yeni bir belirsizlik dönemi anlamına gelebilir. Özellikle savunma alanında F-16 modernizasyonu ve İsveç'in NATO üyeliği gibi konularda ABD Kongresi'ndeki dengeler önem taşıyor. Trump'ın seçim kampanyasındaki söylemleri, Türkiye'deki karar alıcılar tarafından yakından takip ediliyor. Ayrıca, ABD'deki siyasi şiddet eğilimleri, küresel istikrarı tehdit ederek Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir.