ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham'ın ölüm nedeni konusunda tartışma yaratacak açıklamalarda bulundu. Trump, Graham'ın ölümüne yol açan aort diseksiyonunun atardamar tıkanıklığından kaynaklanmadığını ileri sürerken, adli tıp uzmanlarının ilk raporu bu tür bir tıkanıklığın yaygın bir neden olduğunu ortaya koyuyor. Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Trump, "Lindsey'nin kalbi çok güçlüydü. Onun aortu hiçbir zaman tıkanmış olamaz. Bunu doktorları da doğruluyor" ifadelerini kullandı. Ancak Güney Carolina Adli Tıp Kurumu tarafından yayımlanan ilk ön raporda, Graham'ın ölümüne neden olan aort diseksiyonunun, yüksek tansiyon ve arteriyoskleroz (atardamar sertleşmesi) ile ilişkili olduğu belirtilmişti. Uzmanlar, aort diseksiyonunun sıklıkla atardamar duvarındaki zayıflama ve tıkanıklıklardan kaynaklandığını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Lindsey Graham, 14 Kasım 2023'te Güney Carolina'nın Greenville kentinde aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. 68 yaşındaki Cumhuriyetçi senatör, özellikle dış politika konularında etkili bir isimdi ve Trump'ın en sadık destekçilerinden biri olarak biliniyordu. Ölümünün hemen ardından adli tıp ekibi, otopsiye dayalı ilk bulguları paylaşmış ve aort diseksiyonunun olası nedenleri arasında yüksek tansiyon kaynaklı atardamar duvarı yırtılması ve buna eşlik eden arteriyosklerozu sıralamıştı. Trump'ın bu rapora itirazı, siyasi kulislerde farklı yorumlara yol açtı. Bazı analistler, başkanın yakın çalışma arkadaşının sağlık geçmişini koruma içgüdüsüyle hareket ettiğini düşünürken, diğerleri bunun bilimsel gerçekleri çarpıtma girişimi olduğunu savunuyor. Adli tıp uzmanları, aort diseksiyonunun çok sayıda nedeni olabileceğini, ancak atardamar tıkanıklığının en sık rastlanan faktörlerden biri olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tartışma, ABD'de siyaset ve bilim arasındaki gerilimin yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor. Trump, başkanlığı boyunca sık sık tıp ve bilim kurumlarının kararlarını sorgulamış, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında sağlık otoriteleriyle ters düşmüştü. Lindsey Graham'ın ölümü ve sonrasındaki bu açıklama, siyasi figürlerin tıbbi verileri kendi anlatılarına uygun şekilde yorumlama eğilimine dikkat çekiyor. Olay, yalnızca ABD kamuoyunda değil, uluslararası basında da geniş yankı uyandırdı. Bazı uzmanlar, bu tür açıklamaların halkın bilime olan güvenini zedelediğini ve sağlık politikalarının siyasileşmesine yol açtığını belirtiyor. Diğer yandan, Trump'ın tabanındaki destekçiler, başkanın sadık bir dostunun hatırasını korumaya çalıştığını düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD siyasetinde bilimsel verilerin siyasi amaçlarla kullanılmasına dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde, özellikle sağlık ve bilim alanındaki işbirliklerinde, bu tür tartışmaların doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel ölçekte bilimsel güvenilirliğin sorgulanması Türkiye gibi ülkeleri de etkileyebilir. Öte yandan, bu olay ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinliğini gösteriyor; Türk dış politika yapıcıları, ABD iç politikasındaki bu tür gerilimlerin, özellikle seçim dönemlerinde, iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkileri dolaylı olarak etkileyebileceğini hesaba katmalıdır.