ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu'ya yönelik entegrasyon politikaları, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile kurulan bağlar üzerine inşa edilirken, Suriye'de elde edilen kazanımların gölgesinde Irak'ta İran'ın etkisi ve yeniden alevlenme potansiyeli taşıyan çatışma riski, bölgesel denklemi karmaşıklaştırıyor. Beyaz Saray'ın stratejisi, İran'ı çevreleme ve bölgesel istikrarı tesis etme hedefi doğrultusunda Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri ve NATO müttefiki Türkiye ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini derinleştirmeye dayanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetiminin Orta Doğu yaklaşımı, selefi Joe Biden döneminden belirgin bir kopuş sergiliyor. Biden döneminde insan hakları ve demokrasi vurgusu öne çıkarken, Trump ekibi önceliği somut güvenlik çıkarlarına ve ekonomik kazanımlara veriyor. Bu çerçevede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleriyle yapılan silah anlaşmaları, enerji ortaklıkları ve yatırım paketleri hız kazanmış durumda. Türkiye ile ilişkilerde ise F-16 satışı ve savunma sanayi işbirliği gibi başlıklar masada. Suriye'de ise Esad rejiminin zayıflaması ve muhalefetin yeniden güç kazanması, Trump'ın "bölgesel başarı" olarak sunduğu bir tablo yaratıyor. Ancak bu başarı, Irak'ta aynı şekilde tekrarlanamıyor.
Irak, İran'ın derin nüfuz alanı olarak öne çıkıyor. Bağdat yönetimindeki Şii partiler, Haşdi Şabi milisleri ve ekonomik bağımlılık, Tahran'ın Irak üzerindeki etkisini sürdürmesini sağlıyor. ABD'nin Irak'taki askeri varlığını azaltma yönünde attığı adımlar, İran yanlısı grupların saldırılarını artırmasına yol açtı. Son aylarda Erbil ve Bağdat'ta meydana gelen roketli saldırılar, İran destekli milislerin ABD üslerini hedef aldığını gösteriyor. Bu durum, Trump'ın "Irak'ta istikrar" söylemini zayıflatıyor.
Ayrıca, Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile merkezi hükümet arasındaki gerilim, Türkiye'nin PKK ile mücadelesi ve İran'ın bölgedeki Kürt gruplara yönelik baskısı, Irak'ı çok katmanlı bir çatışma alanı haline getiriyor. Trump yönetiminin Körfez ve Türkiye ile kurduğu ittifak ağı, Irak'ta İran'ı dengelemek için yeterli olmayabilir; zira Bağdat'taki siyasi ve askeri gerçeklik, Tahran'ın çıkarlarına derinden bağlı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın politikası, yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı değil; aynı zamanda Çin ve Rusya'nın Orta Doğu'daki etkisini dengeleme amacı taşıyor. Körfez ülkeleri, ABD ile güvenlik işbirliğini sürdürürken Çin ile ekonomik ilişkilerini de geliştiriyor. Bu denge siyaseti, Washington'ın bölgedeki liderliğini sorgulatıyor. Türkiye ise hem NATO üyesi hem de Rusya ile yakın diyalog içinde olması nedeniyle kilit bir aktör. Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin sınır güvenliği ve mülteci politikası açısından doğrudan sonuçlar doğuruyor. İran'ın Irak'taki varlığı ise İsrail'in güvenlik endişelerini artırıyor ve olası bir İsrail-İran çatışması riskini canlı tutuyor.
Uluslararası kamuoyu, Trump'ın entegrasyon politikalarını temkinli karşılıyor. Avrupa müttefikleri, İran ile nükleer anlaşmanın geleceği konusunda endişeli. BM ve AB, Irak'taki istikrarsızlığın bölgesel yayılma riskine dikkat çekiyor. Ekonomik açıdan ise petrol fiyatları, Irak'taki güvenlik durumuna duyarlı seyrediyor. Körfez ülkelerinin yatırımları, Suriye'nin yeniden inşası için umut verici olsa da Irak'taki belirsizlik, yatırımcı güvenini sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Trump'ın Körfez ve Türkiye'yi merkeze alan entegrasyon politikasında kilit bir konumda. Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin sınır güvenliği ve PKK/YPG ile mücadelesi açısından kritik. ABD ile savunma sanayi işbirliğinin güçlenmesi, F-16 modernizasyonu ve olası F-35 dönüşü, Türk hava savunmasına katkı sağlayabilir. Ancak Irak'taki İran etkisi, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki operasyonlarını ve enerji hatlarını tehdit ediyor. İran'ın Irak üzerinden Türkiye'ye yönelik baskı araçları, Ankara'nın manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, Körfez ülkeleriyle artan işbirliği, Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik açılımını desteklerken, İran ile denge politikası yürütmeyi zorunlu kılıyor. Bu denklemde Türkiye, hem ABD hem de bölgesel aktörlerle eşzamanlı diyalog yürüterek çıkarlarını korumaya çalışacak.