ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’nin İran’a yönelik askeri harekat yetkisini sınırlayan karar tasarısını “kötü zamanlanmış ve anlamsız” olarak eleştirdi. Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, bu oylamanın İran yönetimine yanlış mesaj verdiğini ve ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarını zayıflattığını savundu. Kongre’deki çoğunluğun İran’a karşı daha sert bir tutum alınması gerektiğini düşündüğünü belirten Trump, “Bu oylama, İran’ı cesaretlendirmekten başka işe yaramaz” ifadelerini kullandı. Tasarı, ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalede bulunmadan önce Kongre’den onay almasını zorunlu kılmayı amaçlıyor. Trump ise bu tür kısıtlamaların başkomutan olarak yetkilerini kullanmasını engellediğini ve düşmanlara karşı zafiyet oluşturduğunu iddia etti.
Gelişmenin arka planı
Kongre’nin bu hamlesi, Ocak 2020’de ABD’nin İranlı General Kasım Süleymani’yi öldürmesiyle başlayan gerginliğin ardından geldi. Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nin ardından Senato’da da kabul edilen tasarı, Trump’ın İran’a yönelik politikalarının Kongre tarafından yeniden değerlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. Ancak Trump’ın vetosuyla karşılaşması beklenen tasarının yasalaşması için gerekli üçte iki çoğunluk bulunmuyor. Beyaz Saray, İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda Washington’un caydırıcılığını koruması gerektiğini savunuyor. Muhalifler ise Trump’ın Kongre’yi atlayarak savaş riskini artırdığını ve Anayasa’nın savaş ilanı yetkisini ihlal ettiğini öne sürüyor.
Tasarı ayrıca, ABD’nin Suudi Arabistan’a yönelik silah satışlarını da sorguluyor. Bazı Kongre üyeleri, İran’a karşı Suudi Arabistan’ın başını çektiği koalisyona verilen desteğin İran’la doğrudan bir çatışma riskini artırdığını düşünüyor. Özellikle Yemen savaşında Suudi Arabistan’ın İran destekli Husilere karşı hava saldırıları, sivil ölümlerine yol açarak uluslararası eleştirileri artırmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump’ın İran’a yönelik “maksimum baskı” politikası, Tahran yönetimini diplomatik çözüm yerine nükleer faaliyetlerini hızlandırmaya itti. İran, nükleer anlaşmadaki taahhütlerini askıya alarak uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltti ve bu durum İsrail ve Körfez ülkelerinde endişe yarattı. Avrupalı müttefikler ise ABD’nin tek taraflı adımlarının diplomatik süreci baltaladığını belirterek, tarafları müzakere masasına dönmeye çağırıyor. Bu arada İran, Basra Körfezi’nde ABD savaş gemilerine karşı taciz edici manevralar yaparken, Tahran destekli milis grupları Irak ve Suriye’de ABD hedeflerine yönelik saldırılarını artırdı. Uzmanlar, Kongre’nin bu hamlesinin askeri gerginliği bir süreliğine dindirebileceğini ancak uzun vadede çözüm için kapsamlı bir diplomasi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran politikasındaki bu iç siyasi tartışma, Türkiye’nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran’la komşu olması ve enerji ithalatının önemli bir kısmını İran’dan karşılaması nedeniyle ABD-İran gerginliğinin tırmanmasından kaçınıyor. Trump’ın İran’a yönelik saldırgan söylemi, Türkiye’nin kuzey Irak ve Suriye’deki operasyonlarını da karmaşıklaştırıyor. Ayrıca, ABD’nin İran yaptırımlarına karşı Türkiye’nin uyguladığı ihtiyatlı politika, Washington’la ilişkilerde yeni bir gerilim alanı oluşturuyor. Kongre’nin savaş yetkisini kısıtlama çabası, Ankara tarafından dolaylı olarak olumlu karşılansa da, asıl test İran’ın nükleer programı ve bölgesel rollerin yeniden tanımlanması olacak.