Eski ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile olan ilişkisini 'çok iyi' olarak nitelendirdi. Bu açıklama, iki liderin yıllar içinde gerçekleştirdiği görüşmelerin fotoğraflarını yeniden gündeme getirdi. 2018'den 2019'a uzanan süreçte Singapur, Hanoi ve Kore Yarımadası'nda bir araya gelen Trump ve Kim, tarihi diplomatik hamlelere imza attı. İşte o görüşmelerin perde arkası ve ilişkilerin seyri.
Zirvelerin Ardındaki Diplomasi Trafiği
İki liderin ilk yüz yüze görüşmesi, 12 Haziran 2018'de Singapur'da gerçekleşti. Bu, görevdeki bir ABD Başkanı ile Kuzey Kore liderinin ilk toplantısı olarak tarihe geçti. Trump ve Kim, tarihi bir el sıkışmayla başlayan görüşmede, Kore Yarımadası'nda nükleer silahların ortadan kaldırılması ve kalıcı barışın tesisi konularında mutabakat metni imzaladı. Ancak bu anlaşmanın uygulanmasına ilişkin somut adımlar atılamadı.
İkinci zirve, 27-28 Şubat 2019 tarihlerinde Vietnam'ın başkenti Hanoi'de yapıldı. Görüşmenin ana gündem maddesi, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini sökmesi karşılığında ABD'nin yaptırımları hafifletmesiydi. Ancak iki lider, 'yaptırımların kaldırılması' konusunda anlaşmazlık yaşayınca zirveden elle tutulur bir sonuç çıkmadı. Trump, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Kim'in 'daha fazla yaptırım kaldırılmasını istediğini' ancak buna yanaşmadıklarını söyledi.
Üçüncü karşılaşma ise 30 Haziran 2019'da Kore Yarımadası'ndaki askersiz bölgede (DMZ) gerçekleşti. Trump, Kuzey Kore sınırına yaptığı ziyarette Kim ile bir araya gelerek tarihi bir an yaşattı. İki lider, kısa bir görüşme yaptı ve diyalog kanallarının açık olduğunu vurguladı. Bu görüşme, yeni bir zirve için zemin hazırlayacak gibi görünse de sonrasında müzakereler askıya alındı.
Bölgesel ve Küresel Denge Arayışı
Trump'ın 'çok iyi ilişki' söylemi, aslında kişisel diplomasinin sınırlarını da gözler önüne seriyor. Kim ile kurduğu samimi diyalog, iki ülke arasındaki derin güven sorununu ve nükleer müzakerelerdeki tıkanıklığı gizleyemiyor. Kuzey Kore, uzun süredir ABD'den güvenlik garantileri ve yaptırımların kaldırılmasını talep ederken, Washington ise tamamen nükleer silahsızlanmayı şart koşuyor. Bu çıkmaz, bölgedeki gerilimi zaman zaman artırsa da liderlerin kişisel ilişkileri, çatışma riskini azaltan bir faktör olarak görülüyor.
Öte yandan bu görüşmeler, Çin ve Güney Kore'nin de dahil olduğu bölgesel denklemleri etkiledi. Pekin, Kuzey Kore üzerindeki etkisini korumaya çalışırken, Seul ise inter-Korean diyaloğu canlandırmak istiyor. Trump'ın Kim ile kurduğu ilişki, geleneksel müttefiklere rağmen kişisel diplomasinin ne kadar belirleyici olabileceğini gösterdi. Ancak bu yaklaşımın kalıcı bir çözüm üretip üretmediği hala tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Kim ile ilişkisi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir mesele olmasa da küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. ABD'nin Kuzey Kore ile yürüttüğü pazarlık süreci, uluslararası sistemdeki belirsizlikleri artırırken, müttefikler arasındaki güven bunalımını da derinleştiriyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakının içindeki tartışmaları yakından izliyor. Ayrıca, bu tür lider bazlı diplomasi örnekleri, Türkiye'nin de bölgesel sorunlarda kişisel temasları ön plana çıkaran dış politika yaklaşımıyla kısmen benzerlik gösteriyor. Ancak kalıcı sonuçlar için kurumsal mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiği de bir gerçek.