ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, tarihsel olarak dostane ilişkilere sahip kuzey komşusu Kanada'yı 'dünyanın en kötü ülkelerinden biri' olarak tanımladı. Washington ile Ottawa arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde gelen bu sözler, iki müttefik arasındaki ticaret ve diplomatik ilişkilerde yeni bir krize işaret ediyor. Trump, 'Sorun şu ki, Amerika Birleşik Devletleri'ne çok adaletsiz davrandılar. Onlar en kötü ortaklardan biri oldular' ifadelerini kullandı.
Gerilimin Arka Planı
Trump'ın bu çıkışı, son aylarda ABD ile Kanada arasında artan ticaret anlaşmazlıklarının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Özellikle çelik ve alüminyum vergileri, süt ürünleri kotaları ve otomotiv sektöründeki karşılıklı tarifeler nedeniyle iki ülke arasında müzakereler sertleşmiş durumda. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'Kanada her zaman adil bir ortak olmuştur ve olmaya devam edecektir' diyerek ABD'nin eleştirilerini reddetmişti.
Trump yönetimi, Kanada'nın ABD pazarına erişimde avantaj sağladığını ve bunun Amerikan işçilerine zarar verdiğini savunuyor. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, 'Ticaret açığımız ve adaletsiz uygulamalar karşısında çiftçilerimizi ve sanayicilerimizi korumaya devam edeceğiz' denildi. Öte yandan Kanada hükümeti, ABD'nin tek taraflı tarifelerinin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğunu belirterek karşı önlemler alacağını duyurdu.
Uzmanlara göre, Trump'ın sert söylemi, 2020 seçimlerine giden süreçte iç politikada tabanını konsolide etme çabası olarak da okunabilir. Zira ABD'de imalat sanayiinin yoğun olduğu eyaletlerde ticaret savaşları popülist bir söylemle destek görebiliyor. Ancak bu söylem, uzun vadede NATO içindeki dayanışmayı ve Kuzey Amerika'daki ekonomik entegrasyonu zedeleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Kanada ilişkileri, sadece ikili ticaretle sınırlı değil; aynı zamanda NATO, NORAD (Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı) ve G7 gibi platformlarda iş birliğini kapsıyor. Trump'ın 'en kötü ülke' ifadesi, bu kurumlar üzerinden yürütülen güvenlik iş birliğine de gölge düşürebilir. Kanada, NATO'nun kurucu üyelerinden biri ve ittifakın Baltık ülkelerindeki misyonlarına asker sağlıyor. ABD'nin müttefiklerine yönelik bu tür bir dil kullanması, Moskova ve Pekin tarafından 'Batı ittifakındaki çatlak' olarak propaganda malzemesi yapılabilir.
Ekonomik cephede ise ABD ve Kanada arasındaki ticaret hacmi yılda 600 milyar doları aşıyor. Karşılıklı yatırımlar milyonlarca istihdamı destekliyor. Olası bir ticaret savaşı, sadece iki ülkeyi değil, tedarik zincirleriyle bağlı Meksika ve Avrupa'yı da olumsuz etkiler. Nitekim Kanada, ABD'nin en büyük ham petrol tedarikçisi konumunda. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel enerji piyasalarını da sarsabilir.
Diplomatik açıdan ise Trump'ın sözleri, Kanada'nın uluslararası arenada itibarını zedelemeye yönelik bir adım olarak yorumlanıyor. Ottawa, iklim değişikliğiyle mücadelede ve barışı koruma operasyonlarında aktif rol alıyor. ABD'nin bu tutumu, Kanada'nın çok taraflı platformlarda ABD'den bağımsız hareket etme eğilimini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki gerilim, NATO içindeki birlik ve beraberlik açısından Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ankara, ittifak içinde benzer şekilde tek taraflı yaptırım ve söylemlere maruz kalabiliyor; bu nedenle Washington'ın müttefiklerine yönelik tutumu, Türkiye'nin de pozisyonunu etkiliyor. Ayrıca olası bir ABD-Kanada ticaret savaşı, küresel tedarik zincirlerini bozarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve enerji ithalatını dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, NATO içindeki dengeleri gözeterek Kanada ile ilişkilerini geliştirmeye devam etmeli ve benzer tek taraflı baskılara karşı müttefiklik ruhunun korunması çağrısı yapmalıdır.