ABD'de Başkan Donald Trump'ın göreve başlamasından bu yana federal hükümetteki işten çıkarmalar, medya ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Ancak yapılan analizler, bu işten çıkarma dalgasının, önceki Başkan Joe Biden dönemindeki istihdam istatistikleriyle benzerlikler taşıdığını gösteriyor. Uzmanlar, iki başkanın karşı karşıya kaldığı ekonomik koşulların ve iş gücü dinamiklerinin farklılık gösterdiğini, ancak işten çıkarmaların sayı ve oran olarak büyük ölçüde aynı seviyede olduğunu belirtiyor. Bu benzerlik, özellikle teknoloji sektörü başta olmak üzere özel sektörde yoğun bir şekilde yaşanan işten çıkarmaların ardından federal düzeyde de devam eden bir eğilimi yansıtıyor.
Biden ve Trump Dönemlerinde İşten Çıkarılma Verileri
Biden yönetimi sırasında, COVID-19 pandemisinin ardından ekonomik toparlanma süreci yaşanırken, federal çalışan sayısında dalgalanmalar görüldü. 2021'de hükümetin çeşitli kurumlarında yaklaşık 60 bin kişilik bir azalma yaşanırken, bu rakam 2022 ve 2023'te de benzer seviyelerde kaldı. Trump yönetiminin 2024 sonunda göreve başlamasıyla birlikte, 'hükümeti küçültme' vaadi doğrultusunda işten çıkarmaların hız kazandığı iddia edilse de, istatistikler bu iddianın önemli ölçüde abartıldığını gösteriyor. Son resmi verilere göre, 2024 ve 2025'in ilk çeyreğinde federal hükümetten ayrılan kişi sayısı, Biden'ın son dönemindeki ortalamaların yalnızca yüzde 10 üzerinde. Bu fark, Trump yönetiminin 'Elon Musk liderliğindeki Verimlilik Bakanlığı' (DOGE) tarafından yürütülen ve kamuoyunda 'kaos' olarak nitelendirilen işten çıkarma süreçlerine rağmen oldukça düşük kalıyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin işten çıkarmaları, Biden dönemine kıyasla daha görünür ve siyasi bir nitelik taşıyor. Özellikle federal kurumların yeniden yapılandırılması amacıyla yapılan işten çıkarmalar, çoğu zaman sendikaların ve çalışanların tepkisine yol açarken, sürecin yasal zorluklarla karşılaşması da dikkat çekiyor. Karşılaştırmalı analizler, her iki başkanın da federal iş gücünü küçültme hedefi güttüğünü, ancak Trump'ın yöntemlerinin daha baskın ve çatışmacı olduğunu ortaya koyuyor.
Ekonomik Etkiler ve Küresel Yansımalar
Federal işten çıkarmaların etkisi, yalnızca ABD ekonomisiyle sınırlı kalmıyor. Küresel piyasalar, ABD'nin istihdam verilerine duyarlılık gösteriyor; bu nedenle bu dönemdeki işten çıkarmalar, uluslararası yatırımcılar ve ticaret ortakları tarafından yakından izleniyor. Özellikle teknoloji ve finans sektörlerindeki büyük şirketlerin işten çıkarma duyuruları, Biden döneminde başlayan bir trendin devamı niteliğinde. Ancak Trump'ın politikaları, iş gücü piyasasında daha fazla belirsizlik yaratırken, bu durum emek yoğun sektörlerde ve tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açabiliyor.
Analistler, her iki başkanın da işten çıkarmaları ekonomik gerekçelerle savunduğunu, ancak bunun sonucunda oluşan tablonun benzer olduğunu ifade ediyor. Biden döneminde pandemi sonrası toparlanma ve enflasyonla mücadele kapsamında işten çıkarmalar yapılırken, Trump döneminde ise küçük devlet anlayışı ve bütçe disiplini ön plana çıkarılıyor. Her iki dönemde de işten çıkarılan çalışanların önemli bir kısmının yeniden iş bulma sürecinin uzun sürdüğü ve maaş kayıplarının yaşandığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki işten çıkarma eğilimleri, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı etkiler barındırıyor. ABD'nin büyüme oranlarındaki yavaşlama, küresel talebin daralmasına yol açarak Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'de teknoloji sektöründeki işten çıkarmalar, Türkiye'nin teknoloji ihracatı ve iş birliği alanlarında yeni fırsatlar yaratabilir; ancak belirsizlikler yatırım kararlarını ikilemde bırakıyor. Türk şirketlerinin ABD ofislerinde çalışan Türk vatandaşlarının durumu da sosyal ve ekonomik açıdan önem taşıyor. Genel olarak, ABD iş gücü piyasasındaki bu dalgalanmalar, küresel ekonominin kırılganlığını hatırlatırken, Türkiye'nin ekonomik çeşitlendirme politikalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor.