ABD Başkanı Donald Trump, İrlanda ve Kuzey İrlanda'nın birleşerek tek bir İrlanda devleti kurması fikrini 'harika' olarak değerlendirdi. Bu açıklama, Beyaz Saray'ın onlarca yıldır sürdürdüğü tarafsızlık politikasına aykırı düşerken, anlaşmazlığın her iki tarafında da kafa karışıklığına yol açtı: Trump gerçekten İrlanda'yı mı destekliyor, İngiltere'yi mi kızdırıyor, yoksa konuşurken ağzından mı kaçırdı?
Açıklamanın Arka Planı
Trump'ın söz konusu ifadesi, İrlanda Başbakanı Leo Varadkar ile yaptığı bir görüşme sırasında veya hemen sonrasında geldiği belirtiliyor. Ancak açıklamanın tam bağlamı net değil. Beyaz Saray'dan resmi bir açıklama yapılmadı ve Trump'ın bu sözleri hangi bağlamda sarf ettiği bilinmiyor. İrlanda ve Kuzey İrlanda arasındaki birleşme meselesi, 1998'de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması'ndan bu yana hassas bir denge üzerinde duruyor. Anlaşma, Kuzey İrlanda'nın anayasal statüsünün yalnızca halk oylamasıyla değiştirilebileceğini hükme bağlıyor. ABD, tarihsel olarak bu süreçte tarafsız bir arabulucu rolü üstlendi ve İngiltere ile İrlanda arasındaki hassas dengeyi korumaya özen gösterdi.
Trump'ın açıklaması, ABD'nin geleneksel politikasından sapma olarak yorumlanıyor. Beyaz Saray, uzun yıllar boyunca İrlanda adasının statüsü konusunda tarafsız kaldı ve taraflar arasında diyalogu teşvik etti. Trump'ın 'harika' ifadesi, ya İrlanda'nın birleşme arzusuna sempati duyduğu ya da İngiltere'yi Brexit sonrası dönemde zor durumda bırakmak istediği şeklinde yorumlanabilir. Brexit sonrası Kuzey İrlanda Protokolü zaten iki taraf arasında gerilim yaratmıştı. Trump'ın bu çıkışı, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak hükümeti için yeni bir baş ağrısı olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İrlanda birleşmesi meselesi, sadece adayla sınırlı bir konu değil; Avrupa Birliği, İngiltere ve ABD arasındaki ilişkileri de yakından ilgilendiriyor. Kuzey İrlanda, Brexit sonrası AB ile İngiltere arasında ticaret sürtüşmelerinin merkezinde yer alıyor. Trump'ın açıklaması, ABD'nin Brexit sonrası Avrupa'daki dengelere müdahil olma isteğinin bir işareti olarak okunabilir. Ayrıca, ABD'deki İrlanda kökenli seçmen kitlesi, Trump'ın yeniden seçilme kampanyası için önemli bir potansiyel oy tabanı oluşturuyor. Bu tür bir açıklama, o kitlenin sempatisini kazanmaya yönelik bir hamle olabilir. Öte yandan, İngiltere ile özel ilişkilere verilen önem düşünüldüğünde, Trump'ın sözleri Londra'da rahatsızlık yaratabilir.
Uluslararası hukuk açısından, birleşme ancak Hayırlı Cuma Anlaşması çerçevesinde yapılacak bir referandumla mümkün. Trump'ın ifadesi bu süreci hızlandırmaz; ancak siyasi iklimi etkileyebilir. İrlanda milliyetçileri bu sözleri memnuniyetle karşılayabilirken, Kuzey İrlanda'daki birlik yanlıları endişe duyabilir. ABD'nin tarafsızlığını kaybetmesi, barış sürecine zarar verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İrlanda birleşmesine dair sözleri doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'nin müttefikleri arasındaki hassas dengeleri nasıl yönettiğine dair bir örnek sunuyor. Türkiye, Kıbrıs meselesi ve Ege'deki egemenlik tartışmalarında benzer şekilde dış aktörlerin tarafsızlığına önem veriyor. ABD'nin bir NATO müttefiki olan İngiltere'nin iç işlerine dair bu tür bir çıkışı, Ankara'da 'acaba sıradaki biz miyiz?' sorusunu akıllara getirebilir. Ayrıca, Trump'ın oy kazanma amaçlı etnik kökenli açıklamalar yapması, Türkiye'nin ABD iç siyasetindeki yansımalarını da etkileyebilir.