ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin askeri güçlerinin İran’a ait uranyum stoklarına zorla el koyma planını durdurduğu bildirildi. Bu karar, planın hayata geçirilmesi halinde Tahran yönetiminin sert bir misilleme yapacağı, savaşın uzayacağı ve küresel ekonominin daha da istikrarsızlaşacağı uyarıları üzerine alındı. Söz konusu gelişme, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden nükleer gerilimin kritik bir eşiğe geldiğini gösteriyor.
Planın ayrıntıları ve askeri boyut
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) hazırladığı planda, İran’ın nükleer programında kullanılmak üzere zenginleştirilmiş uranyum stoklarına yönelik bir baskın düzenlenmesi öngörülüyordu. Operasyonun, İran’ın yeraltı tesislerindeki uranyum malzemelerine özel kuvvetler tarafından el konulmasını içerdiği belirtiliyor. Ancak Trump, kendisine sunulan istihbarat raporlarında bu hamlenin bölgede geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebileceği, İran’ın Körfez’deki ABD müttefiklerine ve enerji tesislerine saldırabileceği, ayrıca İran’ın nükleer anlaşmadan tamamen çekilerek daha yüksek oranda zenginleştirme yapabileceği uyarılarıyla karşılaştı. Pentagon kaynaklarına göre, operasyonun maliyeti ve riskleri, olası faydalarının çok üzerinde görüldü.
Uranyum stoklarına el koyma fikri, ABD’nin İran’ı nükleer silah üretme kapasitesinden mahrum bırakma stratejisinin bir parçası olarak geliştirilmişti. Ancak uzmanlar, bu tür bir askeri müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olacağını ve İran’ın nükleer programının tamamen gizli tesislere kaymasına yol açacağını vurguluyor. Ayrıca, İran’ın uranyumu deniz yoluyla taşıma veya farklı bölgelere dağıtma ihtimali, operasyonun başarı şansını daha da düşürüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump’ın bu kararı, ABD-İran ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerginliklerin ortasında alındı. ABD, İran’a yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, Tahran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporlarına göre, İran yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırmış durumda; bu oran silah yapımı için gerekli yüzde 90’a oldukça yakın. Planın durdurulması, bölgedeki müttefikler (İsrail, Suudi Arabistan, BAE) tarafından hayal kırıklığıyla karşılanırken, Rusya ve Çin ise ABD’nin tek taraflı hamlelerine karşı uyarıda bulunmuştu.
Ekonomik açıdan, İran’a yönelik olası bir askeri operasyon, petrol fiyatlarında ani bir yükselişe ve küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden olabilirdi. Trump yönetimi, özellikle ABD ekonomisinin seçim yılı öncesinde istikrarlı kalmasını hedeflerken, böyle bir çatışmanın enflasyonu artıracağı ve enerji maliyetlerini yukarı çekeceği değerlendirmesi yapıldı. Bu nedenle, ekonomik istikrar kaygılarının kararda belirleyici olduğu ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a yönelik askeri bir müdahalenin komşusu olarak doğrudan etkileneceği için bu gelişmeyi yakından izlemektedir. ABD’nin İran’ın uranyumuna el koyma planını durdurması, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından olumlu bir adımdır; zira olası bir çatışma, doğalgaz ve petrol akışını kesintiye uğratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Tahran’la sürdürdüğü diplomatik angajmanı da korumasına imkan tanır. Ancak, ABD-İran gerginliğinin devam etmesi, Türkiye’nin bölgede denge politikası yürütme kapasitesini zorlamaya devam edecektir.