Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın 'bedelini ödeyeceğini' söyleyerek yeni bir gerilim dalgası yarattı. Trump'ın bu açıklaması, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik artan endişelerin ortasında geldi. Ancak uzmanlar, olası bir askeri çatışmanın sadece Ortadoğu'yu değil, aynı zamanda Amerikan ekonomisini de derinden etkileyeceği konusunda uyarıyor. Moody's Analytics Baş Ekonomisti Mark Zandi, 'İran savaşının ekonomik yansımaları ABD'li tüketiciler üzerinde giderek daha ağır bir yük oluşturuyor' dedi.
Gelişmenin Arka Planı
Trump'ın son tehdidi, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması ve İsrail'e yönelik saldırıların ardından geldi. Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, 'İran, yaptıklarının bedelini ödeyecek' ifadelerini kullandı. Bu söylem, Trump'ın başkanlık döneminde İran'a karşı izlediği maksimum baskı politikasını hatırlatıyor. 2018'de nükleer anlaşmadan çekilen Trump, İran'a ağır yaptırımlar uygulamış ve ülkeyi ekonomik olarak köşeye sıkıştırmıştı. Ancak bu politikalar, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmadığı gibi, bölgesel gerilimi de artırmıştı. Şimdi ise Trump'ın yeniden başkanlığa aday olduğu bir dönemde bu tür açıklamalar yapması, seçim stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Olası bir askeri müdahalenin maliyeti ise oldukça yüksek. Kongre Bütçe Ofisi'nin eski tahminlerine göre, Irak savaşı ABD'ye 2 trilyon dolardan fazlaya mal olmuştu. İran, daha büyük bir orduya ve daha karmaşık bir savunma sistemine sahip olduğu için maliyet çok daha yüksek olabilir. Moody's Analytics'e göre, bir savaş durumunda petrol fiyatları varil başına 150 doları aşabilir, bu da Amerikalı tüketiciler için benzin ve ısınma maliyetlerinde ciddi artış anlamına geliyor. Ayrıca, tedarik zincirleri bozulacak ve enflasyon yeniden yükselecek. Zandi, 'Ekonomik yansımalar sadece savaş sırasında değil, sonrasında da yıllarca sürecek' diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'la olası bir savaş, sadece ABD ve İran'ı değil, tüm Ortadoğu'yu ve küresel enerji piyasalarını etkileyecek bir gelişme. İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunarak dünya petrol arzının yaklaşık %20'sini tehlikeye atabilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ABD müttefikleri de doğrudan etkilenecek. Ayrıca, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçler çatışmaya dahil olabilir. Bu da bölgesel bir yangına yol açabilir. Rusya ve Çin'in İran'a verdikleri destek, çatışmayı daha da karmaşık hale getirebilir. Rusya, İran'a askeri teknoloji sağlarken, Çin İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Bu nedenle, ABD'nin olası bir askeri harekatı, sadece bölgesel değil, küresel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu bir ülke olarak olası bir savaştan en çok etkilenecek ülkelerden biri. İran'la 560 kilometrelik bir sınırı paylaşan Türkiye, çatışma durumunda mülteci akını, ticaret kesintileri ve güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Ortadoğu'dan karşılıyor; bu nedenle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyecektir. NATO üyesi olarak Türkiye'nin ittifak yükümlülükleri de söz konusu olabilir. Ancak Türkiye, İran'la diplomatik ilişkilerini sürdürme ve bölgesel istikrarı koruma çabası içinde. Bu nedenle Ankara'nın, olası bir çatışmayı önlemek için arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.