ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, bu hafta New York'ta yürütülen dolaylı müzakereler sırasında İran tarafından ABD'ye iletilen son teklifi reddettiğini bildirdi. Trump, anlaşmanın sağlanması için İran'ın daha kapsamlı adımlar atması gerektiğini vurguladı. Görüşmeler, tarafların doğrudan bir araya gelmediği, ancak mesajların arabulucular aracılığıyla iletildiği bir formatta gerçekleşti.
Müzakerelerin Arka Planı ve İran'ın Teklifi
New York'ta bu hafta yapılan dolaylı görüşmeler, İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması konusunda bir çözüm arayışının parçasıydı. İran tarafı, ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer faaliyetlerinde bazı kısıtlamalara gitmeyi önerdi. Ancak Trump yönetimi, bu teklifin yeterince kapsamlı olmadığını ve İran'ın nükleer silah edinme yolunu tamamen kapatmadığını belirtti.
ABD yönetimi, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerinin de anlaşmaya dahil edilmesi gerektiğini savunuyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Başkan Trump, İran'ın nükleer tehdidini ortadan kaldıracak ve bölgesel istikrarsızlığı sona erdirecek bir anlaşma istiyor. Mevcut teklif bu hedefleri karşılamıyor" denildi.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ise daha önce yaptığı açıklamada, ABD ile doğrudan görüşmelere sıcak bakmadığını, ancak dolaylı müzakerelerin sürebileceğini ifade etmişti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ülkesinin nükleer programının barışçıl olduğunu yinelerken, yaptırımların kaldırılmasının öncelikli olduğunu belirtmişti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Trump'ın bu kararı, Orta Doğu'da tansiyonu yeniden yükseltebilir. İran'ın nükleer programı, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan ise İran'ın nükleer kapasitesinin bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin son aylarda arttığını rapor etti. Ajans, İran'ın %20 saflıkta uranyum üretimini sürdürdüğünü, bunun da nükleer silah yapımına giden yolda önemli bir adım olduğunu belirtti. İran ise bu faaliyetlerin tıbbi izotop üretimi gibi sivil amaçlar taşıdığını savunuyor.
Avrupa Birliği ve diğer dünya güçleri, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başarısız olmasının bölgesel istikrarı olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, anlaşmazlığın diplomatik yollarla çözülmesi için çağrıda bulundu. Rusya ve Çin ise ABD'nin yaptırım politikalarını eleştirerek, İran'a yönelik baskıların artırılmasının sorunu çözmeyeceğini ifade etti.
Trump'ın açıklamaları, Tahran'ın önümüzdeki dönemde nükleer programını genişletme yönünde bir adım atabileceği endişelerini artırdı. Uzmanlar, İran'ın anlaşma yolu tıkandığında nükleer eşiğe daha da yaklaşabileceğini belirtiyor. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) ABD'nin 2018'de çekilmesi sonrası anlaşma fiilen çökmüş durumda. İran, ABD'nin yaptırımlarına karşılık olarak nükleer taahhütlerini kademeli olarak askıya almıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran müzakerelerinin çıkmaza girmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda NATO müttefiki ABD'nin yaptırımlarına uymak zorunda. Olası bir askeri gerilim, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve enerji koridorlarını riske atabilir. Ayrıca İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanması, bölgedeki dengeleri Türkiye aleyhine bozabilir. Ankara, diplomatik çözüm için arabuluculuk yapmaya istekli olduğunu zaman zaman dile getiriyor.