ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik olası askeri müdahaleyi eleştirenlere sert bir yanıt vererek, "Bırakın bize nükleer silahla vursunlar" ifadesini kullandı. Trump, İran'ın nükleer tehdit oluşturduğunu savunmaya devam ederken, yeni bir anket Cumhuriyetçi seçmenin yalnızca yarısının olası bir savaşın 'değdiğine' inandığını ortaya koydu. John Bowden'ın haberine göre, Başkan, savaş karşıtı görüşleri hedef alarak tartışmayı ahlaki bir zemine çekmeye çalışıyor.
Savaşın Arka Planı ve Trump'ın Israrı
Trump, uzun süredir İran'ın nükleer programını ABD için hayati bir tehdit olarak tanımlıyor. 2018'de ABD'nin İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından Tahran ile Washington arasındaki gerilim giderek arttı. 2020'de İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta düzenlenen bir suikastla öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Trump, o dönemde İran'ın Amerikan üslerini vurmasına rağmen misilleme yapmamış, ancak şimdi İran'ın nükleer kapasitesini bahane ederek daha agresif bir söylem benimsiyor. Başkan, son açıklamalarında "Eğer nükleer silah elde ederlerse bu onların sorunu değil, bizim sorunumuz olur. Bırakın bize nükleer silahla vursunlar, o zaman ne demek istediğimi anlarsınız" diyerek eleştirmenleri sorumsuzlukla suçladı. Bu sözler, özellikle askeri müdahale konusunda temkinli davranan Cumhuriyetçi kanatta rahatsızlık yarattı.
Öte yandan, yapılan son anketler, Cumhuriyetçi seçmenin savaş konusunda bölünmüş olduğunu gösteriyor. Ankete katılan Cumhuriyetçilerin sadece yüzde 50'si İran ile olası bir savaşın 'değdiğini' belirtirken, önemli bir kısmı askeri çözüme şüpheyle yaklaşıyor. Bu durum, Trump'ın partisinin tabanında dahi savaş yorgunluğunun arttığını işaret ediyor. Kamuoyu yoklamaları, Amerikan halkının çoğunluğunun yeni bir Orta Doğu savaşına sıcak bakmadığını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran nükleer meselesi, yalnızca ABD-İran ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini ilgilendiriyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İran'ın nükleer silah edinmesini kırmızı çizgi olarak görüyor. Trump'ın açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından memnuniyetle karşılanabilir; zira İsrail, İran'ın nükleer programını kendisi için varoluşsal bir tehdit olarak tanımlıyor. Ancak Avrupa müttefikleri, diplomatik çözüm çağrılarını yineleyerek askeri bir maceranın bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceği uyarısında bulunuyor. Rusya ve Çin ise olası bir çatışmada İran'a destek verebileceklerini ima ederek ABD'yi frenlemeye çalışıyor. Trump'ın "Bırakın bize nükleer silahla vursunlar" sözü, caydırıcılık stratejisini tersine çevirerek, sanki bir saldırıyı davet ediyormuş izlenimi veriyor ve bu da müttefikler arasında endişe yaratıyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu söyleminin iç politikaya yönelik olduğunu, seçmen tabanına güçlü lider imajı çizmeyi amaçladığını belirtiyor. Ancak İran'ın nükleer eşiğe yaklaştığı bir dönemde bu tür açıklamalar, yanlış hesaplama riskini artırıyor. Tahran yönetimi, Trump'ın sözlerini provokasyon olarak nitelendirerek, her türlü saldırıya karşılık vereceklerini açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "ABD'nin tehditleri bizi yıldırmaz, nükleer programımız barışçıldır" dedi. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin silah üretme kapasitesine ulaşma noktasında olduğunu raporladı.
Trump'ın açıklamaları, 2024 seçimlerine giden süreçte Cumhuriyetçi Parti içindeki izolasyonist kanat ile müdahaleci kanat arasındaki gerilimi de açığa çıkarıyor. Eski Başkan'ın "Amerika Birinci" söylemi ile İran'a karşı sert çıkışları arasındaki çelişki, parti tabanında kafa karışıklığına yol açıyor. Bazı Cumhuriyetçi senatörler, Başkan'ı itidale davet ederken, şahinler ise İran'a yönelik askeri seçeneğin masada tutulmasını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkilenen bir ülke olarak, olası bir ABD-İran çatışmasından en fazla zarar görecek aktörlerden biri. Savaş, Türkiye'nin enerji ithalatını sekteye uğratabilir, mülteci akınını tetikleyebilir ve PKK/YPG gibi terör örgütlerinin bölgede yeniden palazlanmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile yürüttüğü diplomatik kanalları kullanarak gerilimi düşürmeye çalışıyor. NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisi bulunan Ankara, bir yandan da İran ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini sürdürmek zorunda. Trump'ın savaş çağrısı, Türkiye'nin bölgesel denge politikasını zorlaştırırken, Ankara'nın diplomatik çözüm arayışlarını daha da kritik hale getiriyor.