ABD Başkanı Donald Trump, yönetiminin İran'a yönelik artan askeri baskısını finanse etmek amacıyla Kongre'den yaklaşık 88 milyar dolar ek bütçe talebinde bulundu. Bu talep, özellikle İran'la olası bir savaş senaryosu için ayrılan kaynakların büyüklüğü nedeniyle dikkat çekiyor. Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'nın ortak hazırladığı bütçe teklifi, önümüzdeki haftalarda Kongre'de görüşülecek. Ancak Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nin bu kadar büyük bir askeri harcamaya onay vermesi beklenmiyor. Trump yönetimi ise İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı 'maksimum baskı' politikasını sürdürme kararlılığında.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın 88 milyar dolarlık ek bütçe talebi, İran'la artan gerilimin bir yansıması. ABD, geçtiğimiz aylarda İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü ilan etmiş, Basra Körfezi'ne ek askeri güç göndermiş ve İran'a yönelik yeni yaptırımlar açıklamıştı. Buna karşılık İran, ABD'nin bölgedeki üslerine füze saldırısı düzenlemiş ve nükleer anlaşmadaki taahhütlerini askıya almıştı. ABD'li yetkililer, ek bütçenin öncelikle füze savunma sistemleri, istihbarat toplama ve kuvvet koruma önlemleri için kullanılacağını belirtiyor. Ancak Demokrat Parti'den gelen tepkiler, bu harcamanın 'sınırsız bir savaş yetkisine' dönüşebileceği yönünde.
Bu talep, ABD'nin Afganistan ve Irak'taki 20 yıllık savaşlarının maliyetiyle karşılaştırıldığında, İran'a yönelik bir askeri harekatın potansiyel maliyetine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, 88 milyar doların birkaç aylık bir operasyon için yeterli olabileceğini, ancak uzun süreli bir savaş durumunda bu rakamın katlanarak artacağını vurguluyor. ABD'nin İran'a yönelik son askeri müdahalesi 1988'deki 'Operation Praying Mantis' idi ve maliyeti nispeten düşüktü. Ancak İran'ın sahip olduğu balistik füzeler ve bölgedeki vekil güçler, olası bir çatışmayı çok daha maliyetli hale getirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı Trump'ın sert politikasını desteklerken, Avrupalı müttefikler ise askeri bir çatışmadan kaçınılması çağrısı yapıyor. Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik baskısını artırmasını istikrarsızlık unsuru olarak görüyor. Özellikle Çin, İran'dan petrol ithalatını sürdürüyor ve ABD yaptırımlarına karşı çıkıyor. Bu durum, ABD-Çin ticaret savaşının bir başka boyutunu oluşturabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer anlaşmadan çekilme ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırma tehditleri, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik askeri bütçeyi artırması, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu gerilimden olumsuz etkilenebilir. Olası bir askeri çatışma, sınır güvenliğini tehdit edebilir, enerji fiyatlarını yükseltebilir ve Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki askeri operasyonlarını zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik sert politikası, Türkiye'nin bölgede denge politikası izleme çabasını da zora sokacaktır. Ankara, hem ABD ile ilişkilerini hem de İran'la olan ekonomik ve siyasi bağlarını korumak durumundadır. Bu nedenle, Türkiye'nin, tansiyonu düşürmeye yönelik diplomatik girişimleri desteklemesi beklenebilir.