ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik giderek sertleşen söylemleri, küresel piyasalarda tedirginliğe yol açarken petrol fiyatlarını ve enflasyonu yukarı çekiyor. Bu durum, Trump'ı Kasım ayında yapılacak ara seçimler (midterms) öncesinde hem siyasi hem de ekonomik açıdan zor bir ikileme sürüklüyor. Başkan, bir yandan ekonomiyi canlandırmak için faiz indirimlerine ihtiyaç duyarken, diğer yandan İran'a yönelik tehditleri ve askeri yığınağı enflasyonist baskıları artırarak Fed'in elini kolunu bağlıyor.
Artan Gerilim ve Ekonomik Yansımaları
Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri gerekçesiyle Tahran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmış, ayrıca Basra Körfezi'ne ek askeri güçler sevk etmişti. Ancak son haftalarda Başkan'ın kullandığı dil daha da agresifleşti. Trump, İran'ın bir saldırısı halinde "büyük bir güçle" karşılık verileceğini söylerken, müttefiki İsrail de İran hedeflerine yönelik operasyonlarını artırdı. Bu söylemler, piyasalarda bir savaş senaryosunun fiyatlanmasına neden oldu. Ham petrol fiyatları varil başına 70 doların üzerine çıkarken, ABD'de benzin fiyatları da yükselişe geçti.
Yüksek petrol fiyatları, enflasyonu besleyen en önemli faktörlerden biri. ABD'de enflasyon zaten Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrederken, enerji maliyetlerindeki artış bu baskıyı daha da artırıyor. Trump, daha önce defalarca Fed Başkanı Jerome Powell'ı faizleri düşürmemekle suçlamış ve ekonomik büyümeyi yavaşlattığını iddia etmişti. Ancak yükselen enflasyon, Fed'in faiz indirimine gitmesini neredeyse imkansız kılıyor. Hatta bazı analistler, enflasyonist baskılar devam ederse Fed'in faiz artırımına bile gidebileceğini öngörüyor. Bu durum, Trump'ın ara seçimler öncesinde vaat ettiği ekonomik patlamayı gerçekleştirmesini engelliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran politikası sadece ABD ekonomisini değil, tüm dünyayı etkiliyor. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ticaretinin tehlikeye girmesi, küresel petrol arzında kesinti endişelerini artırıyor. Bu durumdan en çok etkilenecek ülkelerin başında ise Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği gibi büyük petrol ithalatçıları geliyor. Özellikle Avrupa, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına rağmen kendi ticari çıkarlarını korumaya çalışıyor. Almanya, Fransa ve İngiltere, İran'la ticaretin devamı için INSTEX adlı özel bir ödeme mekanizması kurmuş olsa da bu sistem henüz tam olarak işlemiyor.
Trump'ın söylemi, aynı zamanda ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerini de geriyor. Avrupa ülkeleri, ABD'nin İran'la askeri bir çatışmaya girmesine sıcak bakmıyor ve diplomasi çağrılarında bulunuyor. Bölgede Suudi Arabistan ve BAE gibi ABD müttefiki Körfez ülkeleri ise Trump'a destek verirken, bu durum İran'ın nüfuz alanında yeni bir kutuplaşmayı da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve iki ülke arasındaki enerji ticaretinin yanı sıra Suriye ve Irak'taki dengeler nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Artan petrol fiyatları, Türkiye'nin cari açığını büyütürken enflasyonu da yukarı çekiyor. Ayrıca ABD ile İran arasında olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin sınırlarında yeni bir istikrarsızlık yaratabilir ve Suriye'deki İran varlığına ilişkin Ankara'nın hassasiyetlerini artırabilir. Türk yönetimi, hem ABD hem İran ile ilişkilerini dengelemekte zorlanırken, olası bir krizde enerji güvenliği ve sığınmacı akını gibi konular ön plana çıkacaktır. Bu nedenle Ankara, bölgesel diyaloğu teşvik eden bir pozisyon almaya çalışsa da, taraflar arasındaki tansiyonun düşmemesi Türkiye'nin manevra alanını daraltıyor.