Beyaz Saray, Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli hale gelmesini sağlayan ve İran'ın nükleer silah üretme kabiliyetini ortadan kaldıran bir anlaşmayı kutlarken, geriye kalan hedeflerin çoğu hâlâ belirsizliğini koruyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim vaadi olan "İran'ın asla nükleer silah sahibi olmaması" ilkesi, bu anlaşmayla büyük ölçüde gerçekleşmiş görünse de, uzmanlar anlaşmanın kapsamının sınırlı olduğu ve Tahran'ın bölgesel nüfuzu, balistik füze programı ve diğer hassas konularda henüz bir ilerleme sağlanamadığı uyarısında bulunuyor.
Anlaşmanın Detayları ve Arka Planı
Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sınırlandırmayı ve uluslararası denetimlere izin vermeyi öngörüyor. Buna karşılık, ABD ve müttefikleri bazı ekonomik yaptırımları kaldırmayı ve İran'a petrol ihracatında kolaylık sağlamayı taahhüt ediyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolunda tansiyonun düşmesi anlamına geliyor. Ancak anlaşma, İran'ın Yemen'deki Husilere askeri desteği, Suriye'deki varlığı ve Lübnan'daki Hizbullah'a sağladığı lojistik gibi bölgesel politikalarına dair herhangi bir düzenleme içermiyor. Ayrıca, İran'ın Şahab-3 ve benzeri uzun menzilli balistik füzelerinin geliştirilmesi de masada yer almıyor.
Beyaz Saray yetkilileri, anlaşmayı "tarihi bir adım" olarak nitelendirirken, eleştirmenler mevcut metnin yalnızca nükleer dosyayı geçici olarak çözdüğünü, asıl meselelerin ise ertelendiğini belirtiyor. İran tarafı ise anlaşmayı, Batı baskısına karşı bir kazanım olarak sunuyor ve nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu yineliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın Ortadoğu'da yarattığı yankılar farklılık gösteriyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellediği için anlaşmayı desteklediklerini açıklarken, İsrail ise anlaşmayı "eksik ve tehlikeli" bularak Tahran'ın bölgesel tehditlerine karşı kendi önlemlerini alacağını duyurdu. Avrupa Birliği, anlaşmayı memnuniyetle karşılamakla birlikte, İran'ın insan hakları ihlalleri ve rehin almalar konusunda adım atması gerektiğini vurguladı. Küresel piyasalarda ise petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın güvence altına alınmasıyla birlikte kısa vadede düşüş eğilimi gösterdi. Ancak uzun vadede anlaşmanın sürdürülebilirliği konusunda belirsizlikler devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile tarihsel olarak karmaşık bir ilişkiye sahip. Anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik: Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, İran ve Irak üzerinden gelen doğalgaz ve petrol tedarikini olumlu etkileyebilir. Ancak anlaşmanın bölgesel nüfuz boyutunda İran'ı frenlememesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığı ve PKK ile mücadelesi açısından risk oluşturabilir. Ankara, bir yandan İran'la ekonomik işbirliğini sürdürürken, diğer yandan ABD ile ilişkilerini dengelemek zorunda. Anlaşma, Türkiye'nin doğu sınırlarındaki istikrarı da dolaylı olarak etkileyebilir, zira İran'ın serbest kalan kaynaklarını bölgesel müdahalelere yönlendirme ihtimali bulunuyor.