ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer görüşmelerde Washington'un müzakerelere devam etme kararı aldığını duyururken, daha önce varılan ateşkesin ise artık geçerli olmadığını ilan etti. Beyaz Saray'da gazetecilere açıklamalarda bulunan Trump, Tahran yönetimiyle yapıcı diyaloğun sürdüğünü ancak 'ateşkes döneminin kapandığını' belirtti. Bu açıklama, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı ve uluslararası toplumun yaptırım baskısını artırdığı bir döneme denk geldi.
Müzakere sürecinin arka planı
Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekildikten sonra İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını benimsemişti. Ancak 2020 seçimleri öncesinde Tahran ile dolaylı müzakerelere yeniden başlanmıştı. Son haftalarda Umman ve İsviçre arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde, tarafların uranyum zenginleştirme seviyesi ve yaptırımların hafifletilmesi konularında ilerleme kaydettiği bildiriliyordu. Trump'ın 'ateşkes bitti' ifadesi, bu görüşmelerde kriz anında kararlaştırılan geçici moratoryumun sona erdiği anlamına geliyor. Uzmanlar, İran'ın yüzde 60'a varan zenginleştirme seviyesinin askeri amaçlara yaklaştığı uyarısında bulunuyor.
Trump'ın bu çıkışı, muhalifler tarafından 'savaş çığırtkanlığı' olarak nitelendirilirken, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'ABD'nin vaatlerinin güvenilmez olduğunu' belirterek müzakerelerin durma noktasına gelebileceğini ima etti. Buna karşılık Beyaz Saray, diplomasi kapısının tamamen kapanmadığını ancak Tahran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmaması halinde yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, yalnızca ABD'yi değil, aynı zamanda İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini de doğrudan ilgilendiriyor. İsrail Başbakanı, Trump'ın açıklamalarını memnuniyetle karşılarken, Tahran'ın askeri nükleer kapasiteye ulaşmasına izin verilmeyeceği uyarısını yineledi. Öte yandan Avrupa Birliği ve Rusya, mevcut nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için çaba gösteriyor. Çin ise İran'dan ham petrol ithalatını sürdürerek ABD yaptırımlarına karşı alternatif bir ekonomik hat oluşturuyor.
Trump'ın 'ateşkes bitti' söylemi, aynı zamanda küresel enerji fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu. Brent petrol varil fiyatı yüzde 2 yükselirken, piyasalarda Orta Doğu'da olası bir krizin ekonomik etkileri konuşuluyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel tedarik zincirleri için büyük risk oluşturuyor. Bu gelişmeler, Körfez monarşilerini yeni güvenlik önlemleri almaya iterken, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler ise alternatif kaynak arayışını hızlandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir dış politika yürütmeye çalışıyor. İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatı yapan Ankara, ABD yaptırımlarına rağmen enerji ticaretini sürdürmekte. Trump'ın söyleminin sertleşmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir; ayrıca sınırdaki İran yanlısı milis grupların hareketlenmesi güvenlik riskini artırabilir. Türkiye, bu krizde arabuluculuk rolü üstlenerek hem ABD-İran diyaloğunu canlı tutmaya hem de kendi çıkarlarını korumaya çalışacak. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da olumsuz etkileyebilir.