ABD Başkanı Donald Trump'ın Fransa'nın Versay kentinde İran ile imzaladığı Mutabakat Zaptı (MoU), Washington ve Tel Aviv'de tartışma yaratmaya devam ediyor. Söz konusu anlaşmanın hem ABD hem de özellikle İsrail için felaket olduğunu düşünenlerin kampanyanın ön saflarında kimin yer almasını istediği sorusu, eski Savunma Bakan Yardımcısı Doug Feith'in adını gündeme getiriyor. Feith, 2003 Irak işgalinin mimarlarından biri olarak biliniyor ve şimdi de benzer bir şekilde İran'a yönelik sert tutumun savunucusu olarak öne çıkıyor.
Doug Feith ve İran Politikasının Arka Planı
Doug Feith, George W. Bush yönetiminde Pentagon'un üst düzey isimlerinden biriydi ve Irak'taki kitle imha silahlarının varlığına dair istihbaratın abartılmasında önemli rol oynadı. Şimdi ise İran'la yapılan mutabakatın ayrıntılarını eleştiren bir kampanya yürütüyor. Feith'e göre, Trump'ın imzaladığı belge, Tahran'ın nükleer programını durdurmayı hedeflese de, denetim mekanizmalarının yetersiz olması nedeniyle başarısızlığa mahkum. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlarken, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyor. Ancak Feith, bu düzenlemenin İran'ın bölgesel nüfuzunu artıracağını ve İsrail'in güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor.
Öte yandan, Trump yönetimi mutabakatı diplomatik bir başarı olarak nitelendiriyor. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, anlaşmanın Orta Doğu'da istikrarı sağlayacağını ve İran'ın nükleer silah edinmesini engelleyeceğini belirtti. Ancak Feith ve diğer muhafazakar isimler, anlaşmanın İran'a çok fazla taviz verdiğini ve ABD'nin caydırıcılığını zayıflattığını iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mutabakat, İsrail'de büyük endişe yarattı. Başbakan Binyamin Netanyahu, anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendirirken, İran'ın füze programına yönelik herhangi bir kısıtlama getirilmemesini eleştirdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ise temkinli bir iyimserlik sergiliyor. Bölgedeki Şii milis gruplar ve Hizbullah, anlaşmanın İran'ı güçlendireceğini öngörüyor. Avrupa Birliği ise anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, uygulanmasının yakından izleneceğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran mutabakatı, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik öneme sahip. Türkiye, İran ile doğal gaz ithalatı anlaşmaları bulunan bir ülke olarak, yaptırımların hafiflemesiyle enerji tedarikinde rahatlama bekleyebilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin çıkarlarıyla çelişebilir. Özellikle İran destekli grupların PKK/YPG ile mücadelede yarattığı riskler göz önüne alındığında, Ankara'nın mutabakatın uygulanışını dikkatle izlemesi gerekiyor.