ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı yürüttüğü "maksimum baskı" kampanyasının ardından, hiçbir somut kazanım elde edemeden statükoya dönmek zorunda kaldı. Trump yönetimi, İran'ı diz çöktürmek için petrol ihracatını sıfırlamayı, Hürmüz Boğazı'nı kapatmayı ve yeni bir nükleer anlaşma imzalamayı hedeflemişti. Ancak tüm bu hedefler gerçekleşmedi. Hürmüz Boğazı uluslararası deniz trafiğine açık kaldı, İran petrol ihracatını kısmen sürdürdü ve nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedilemedi. Trump, başarısızlığını örtbas etmek için İran'ı tehdit etmeye devam etse de, sahadaki gerçeklik Washington'un stratejisinin çöktüğünü gösteriyor.
Maksimum Baskının Çöküşü
Trump, 2018'de ABD'yi nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) çekti ve İran'a karşı ekonomik yaptırımları sertleştirdi. Amaç, İran'ı petrol gelirlerinden mahrum bırakarak rejimi çökertmek ve yeni bir anlaşma için masaya oturtmaktı. Ancak İran, yaptırımlara rağmen ayakta kaldı. Çin, Rusya ve diğer ülkeler İran petrolünü satın almaya devam etti; İran da uranyum zenginleştirme programını hızlandırarak anlaşma öncesi seviyelerin çok üzerine çıkardı. ABD'nin İran'a yönelik tehditleri ve askeri yığınak yapması, Tahran'ı daha da radikalleştirdi. Özellikle 2019'da Suudi Arabistan petrol tesislerine ve 2020'de ABD üssüne yönelik saldırılar, tansiyonu zirveye taşıdı. Ancak Trump, seçim vaadi olan "savaşları bitirme" söylemini boşa çıkarmamak için doğrudan askeri çatışmadan kaçındı.
Sonuçta Washington, İran'ın nükleer faaliyetlerini durduramadığı gibi, bölgesel milis güçleri üzerindeki etkisini de kıramadı. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ise ABD, İran'ın tehditlerine karşı uluslararası bir deniz koalisyonu kurmak zorunda kaldı. Ancak bu girişim de İran'ın caydırıcılığını kırmaya yetmedi. Trump, seçim öncesi İran'la herhangi bir anlaşma yapamadan görevi devretti ve Biden yönetimi anlaşmaya dönüş için müzakerelere başladı. Bu durum, Trump'ın İran politikasının tam bir fiyasko olduğunu ortaya koydu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran politikasının başarısızlığı, Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirdi. İran, yaptırımlara rağmen ekonomik olarak dirençli olduğunu kanıtlarken, bölgesel nüfuzunu da artırdı. ABD'nin müttefikleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Washington'un İran'ı durduramadığını görerek kendi başlarının çaresine bakmaya başladı. Özellikle Suudi Arabistan, İran'la doğrudan diyalog kanalları açarken, BAE de Tahran'la ticari ilişkilerini geliştirdi. Bu durum, ABD'nin bölgedeki liderlik rolünü zayıflattı. Ayrıca Trump'ın tek taraflı yaptırımları, Avrupa ülkeleriyle ABD arasında derin bir güven bunalımına yol açtı. Avrupa Birliği, INSTEX adlı özel bir ödeme mekanizması kurarak ABD yaptırımlarını delmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Küresel enerji piyasalarında ise Trump'ın politikaları belirsizlik yarattı; petrol fiyatları yükseldi ve istikrarsızlaştı. İran'ın nükleer programa devam etmesi, bölgede silahlanma yarışını tetikleme riskini de beraberinde getirdi. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması halinde kendi programlarını başlatabileceklerini sinyalini verdi. Bu da tüm Ortadoğu'yu daha tehlikeli bir hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Trump'ın İran politikasının başarısız olmasından doğrudan etkilendi. ABD yaptırımlarına rağmen Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithalatını sürdürerek enerji güvenliğini sağlamaya çalıştı. Ancak yaptırımların yarattığı belirsizlik, Türkiye-ABD ilişkilerinde ek bir gerilim kaynağı oldu. Ayrıca İran'ın nükleer programındaki ilerleme, Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden bir gelişme. Türkiye, NATO üyesi olarak İran'ın nükleer silah elde etmesine karşı çıkarken, aynı zamanda İran'la ekonomik ilişkilerini de korumak istiyor. Türkiye'nin İran sınırı, kaçakçılık ve terör gibi sorunlarla boğuşurken, Tahran'ın ekonomik sıkıntıları bu sorunları daha da derinleştirebilir. Sonuç olarak Trump'ın başarısız İran politikası, Türkiye'yi hem ekonomik hem de güvenlik açısından zor durumda bıraktı ve Ankara'nın bölgede daha bağımsız bir politika izlemesine yol açtı.