ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) üretim kapasitesinin büyük ölçüde imha edildiğini ve ülkenin elinde füze stokunun yalnızca yüzde 21 ila 22'sinin kaldığını öne sürdü. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Trump, yaptığı açıklamada "Çoğu drone fabrikası vuruldu, çoğu fırlatma rampası yok edildi ve füzelerinin yüzde 78-79'u imha edildi. Stoklarının sadece yüzde 21-22'sine sahipler" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik son askeri operasyonlarının ardından geldi ve iki ülke arasındaki gerilimin boyutunu ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump'ın bu iddiası, İran'ın bölgedeki askeri kapasitesine yönelik Amerikan istihbarat değerlendirmelerine dayanıyor. Trump, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek nedeniyle Tahran'a karşı "maksimum baskı" politikasını sürdürüyor. Son haftalarda ABD, İran'ın füze programını hedef alan bir dizi hassas saldırı düzenledi. Bu saldırıların, İran'ın İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakiplerine karşı caydırıcılık kapasitesini zayıflatmayı amaçladığı belirtiliyor.
İran'ın füze stoku, ülkenin askeri gücünün temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Tahran yönetimi, uzun menzilli balistik füzeler ve seyir füzeleri de dahil olmak üzere geniş bir füzee envanterine sahip. Ancak Trump'ın iddiası, bu envanterin önemli bir kısmının imha edildiğini gösteriyor. Uzmanlar, eğer bu rakamlar doğruysa, İran'ın bölgesel saldırı kabiliyetinin ciddi şekilde sınırlandığını belirtiyor. Bununla birlikte, İran'ın küçük ölçekli saldırılar için hala yeterli kapasiteye sahip olabileceği de ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu açıklaması, Orta Doğu'da tırmanan gerilimlerin ortasında geldi. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırıya karşı hazırlıklarını sürdürürken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de İran'ın füze tehdidine karşı savunma sistemlerini güçlendiriyor. ABD'nin İran'ın füze kapasitesini hedef alan saldırıları, Tahran'ın misilleme yapma kabiliyetini azaltarak bölgedeki müttefiklerine güvence vermeyi amaçlıyor.
Analistler, İran'ın füze stokunun önemli bir kısmının imha edilmesinin, Tahran'ın nükleer müzakerelerdeki elini zayıflatabileceğini düşünüyor. İran, geçmişte füze programını nükleer anlaşma müzakerelerinde bir koz olarak kullanmıştı. Ancak şimdi, üretim kapasitesinin büyük ölçüde yok edilmesi, İran'ın müzakere gücünü azaltabilir. Diğer yandan, İran'ın bu saldırılara misilleme olarak bölgedeki ABD üslerine veya İsrail'e yönelik bir saldırı düzenlemesi olasılığı da devam ediyor.
Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına tepki gösterdi. Moskova, bu saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtirken, Pekin ise tarafları itidal çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise konuyla ilgili henüz bir karar alınmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırlarındaki jeopolitik denklemi doğrudan etkileyebilir. İran'ın füze kapasitesinin zayıflaması, Türkiye'nin Kuzey Irak ve Suriye'deki İran destekli gruplarla mücadelesinde avantaj sağlayabilir. Ancak İran'ın zayıflaması, bölgede güç boşluğu yaratarak yeni çatışma risklerini de beraberinde getirebilir. Türkiye, bir yandan İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan da ABD ile ittifak dengelerini gözetmek zorunda. Bu nedenle Ankara'nın, gelişmeleri yakından takip ederek kendi güvenlik çıkarlarına uygun bir denge politikası izlemesi beklenmektedir.