ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'ın ekonomik ortaklarını hedef alarak Tahran üzerindeki baskıyı artırma sözü verdi ve "Ya bizimlesiniz ya da karşımızda" dedi. Ancak Bloomberg'den Stuart Livingstone-Wallace'ın analizine göre, İran ekonomisini daha fazla izole etmek için gerçekçi seçenekler sınırlı olabilir.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine yönelik "azami baskı" politikasını yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bu kapsamda Hazine Bakanı Bessent, son haftalarda İran'ın ham petrol ihracatına yönelik yaptırımları sıkılaştıracaklarını ve Çin gibi büyük alıcılar dahil Tahran'la ticaret yapan tüm ülke ve şirketlere baskı uygulayacaklarını dile getirdi.
Bessent'in açıklamaları, ABD'nin İran'a yönelik diplomatik ve ekonomik cephelerde attığı yeni adımların bir parçası. Yönetim, İran'ın petrol gelirlerini keserek nükleer müzakerelere zorlamayı ve bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteği azaltmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, ABD'nin elindeki kaldıraçların geçmişe göre daha sınırlı olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın ekonomisi, uzun yıllardır uluslararası yaptırımların etkisi altında. Özellikle petrol ihracatı, ülkenin ana gelir kaynaklarından biri ve bu gelirin büyük bir kısmı Çin'e yapılan satışlardan elde ediliyor. ABD, Çin'in İran'dan ham petrol alımını azaltması için diplomatik baskı yapıyor ancak Pekin'in bu konuda ne ölçüde taviz vereceği belirsiz.
Öte yandan İran, Rusya ile artan enerji ve askeri iş birliği sayesinde bir ölçüde yaptırımlardan kaçınmayı başarıyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, Batı'nın Moskova'ya uyguladığı yaptırımlarla paralel bir şekilde derinleşiyor. Bu durum, ABD'nin İran'ı izole etme çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ankara, Tahran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, ABD yaptırımlarına da tamamen uymama konusunda hassas bir denge kurmaya çalışıyor. İran'ın daha fazla izole edilmesi, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif kaynak bulma ihtiyacını artırabilir ve bölgesel istikrarı etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin ekonomik baskıları Suriye ve Kafkasya'daki dengeleri değiştirebilir; bu da Türk dış politikasının manevra alanını daraltabilir.