ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonlarda önemli bir tırmanış sinyali olarak yorumlanan karar öncesinde üst düzey danışmanlarıyla Beyaz Saray'da bir araya geldi. Başkan Trump'ın, ABD-İsrail ortak operasyonlarının İran'da yaklaşık beş aydır sürdüğü bir dönemde, 'kısa bir gezi' olacağını defalarca dile getirdiği çatışmanın artık görünür bir sonu bulunmuyor. Toplantının ana gündem maddesinin, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı ve ekonomik yaptırımların daha da sıkılaştırılması olduğu belirtiliyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, toplantının 'İran'daki durumun değerlendirilmesi' amacıyla yapıldığı ifade edilirken, detaylı bilgi verilmedi.
Savaşın Gidişatı ve Trump'ın Söylemleri
Trump yönetimi, İran'a yönelik operasyonların başlangıcında hızlı bir zafer beklentisi içinde olduklarını açıklamıştı. Başkan Trump, konuşmalarında sık sık 'kısa ve etkili bir müdahale' ifadesini kullanmış, ancak çatışmaların beşinci ayına girilmesine rağmen taraflar arasında cephe hattında önemli bir değişiklik yaşanmadı. İran'ın misilleme saldırıları, Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik tehditler ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürütülen çatışmalar, ABD ve İsrail'in stratejisini zorluyor. Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi vaat ettiği 'savaşsız başkanlık' imajının aşındığını, bu nedenle yönetimin tırmanma kararı almakta tereddüt ettiğini belirtiyor.
Beyaz Saray'daki toplantıya Başkan Yardımcısı, Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı'nın katıldığı öğrenildi. Toplantıda, İran'a yönelik yeni bir askeri harekat planı ve ekonomik yaptırım paketinin masaya yatırıldığı, ancak henüz kesin bir karar alınmadığı gelen bilgiler arasında. Öte yandan İran tarafı, ABD ve İsrail'in olası bir saldırısına karşı 'topyekün bir savunma' hazırlığında olduğunu ve saldırı durumunda bölgedeki tüm ABD askeri üslerinin hedef alınacağını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik olası bir büyük saldırısı, sadece Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası ticareti de doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimali, petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilir. Bu durum, başta Avrupa ve Asya ekonomileri olmak üzere dünya genelinde enflasyonist baskıları artırabilir. Rusya ve Çin'in İran'a verdiği diplomatik destek, çatışmanın daha geniş bir güç mücadelesine dönüşme riskini beraberinde getiriyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, olası bir tırmanıştan duydukları endişeyi dile getirirken, NATO ülkeleri ise itidalli olunması çağrısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, tarafları diyaloğa davet ederken, İran'ın nükleer programının denetimi konusundaki müzakereler de durma noktasına geldi. Trump yönetiminin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası, şimdiye kadar istenen sonucu vermedi ve rejim değişikliği hedefi gerçekleşmedi. Aksine, İran'ın bölgesel nüfuzu artarak devam ediyor. Bu durum, ABD'nin elindeki seçenekleri zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu bir ülke olarak bu tırmanıştan doğrudan etkilenecek konumda. Olası bir ABD-İsrail saldırısı, sınır güvenliğini tehdit edebilir ve mülteci akınlarına yol açabilir. Ankara, bölgedeki istikrarın korunmasından yana bir tutum sergiliyor ve tırmanışın savaşı yaygınlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Türkiye'nin enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması, ekonomik yaptırımların Türkiye'yi de olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Bu nedenle Türkiye'nin, tarafları itidale çağıran ve bölgesel diplomasiyi öne çıkaran bir politika izlemesi beklenir. Ankara'nın, Rusya ve Katar'la yürüttüğü enerji diplomasisi, olası bir krizde Türkiye'nin elini güçlendirebilir.