ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik politikasında giderek derinleşen bir krizle karşı karşıya. Washington, Tahran'ın nükleer programını durdurma ve bölgesel faaliyetlerini sınırlama hedeflerine müzakere yoluyla ulaşamayacağını kabul ederken, rejim değişikliği seçeneği yeniden masaya yatırılıyor. Beyaz Saray'ın iç değerlendirmelerine göre, son iki yılda uygulanan maksimum baskı politikası ve diplomatik girişimler, İran'ın nükleer silah üretimine yaklaştığı gerçeğini değiştiremedi. Bu durum, Trump'ı İran bataklığına çeken bir sarmal yaratıyor.
Müzakereden Rejim Değişikliğine Dönüş
Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'ı masaya oturtmak için ekonomik yaptırımları sertleştirdi. Ancak Tahran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkararak ve uluslararası denetimleri sınırlayarak yanıt verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, İran'ın müzakere masasına ancak çok ağır şartlar altında döneceğini belirtiyor. Bu noktada, Washington'daki şahin kanat, rejim değişikliğini tek seçenek olarak görüyor. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un yeniden etkinlik kazandığı belirtilirken, Pentagon'un İran'daki iç muhalefete destek planları hazırladığı konuşuluyor. Ancak askeri müdahale senaryoları, Irak ve Afganistan deneyimlerinin gölgesinde büyük risk taşıyor.
Beyaz Saray'daki kaynaklar, Trump'ın İran konusunda net bir stratejiden yoksun olduğunu ve danışmanlarının çelişkili tavsiyeleri arasında sıkıştığını ifade ediyor. Bir yandan seçim vaadi olan savaşsız dış politika, diğer yandan İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme baskısı, yönetimi zorlu bir ikileme sürüklüyor. Bu belirsizlik, bölgedeki müttefikleri de endişelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik artan baskısı, Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, Washington'ı daha sert önlemler almaya teşvik ederken, Avrupalı müttefikler diyalog çağrısı yapıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ı İran'la doğrudan görüşmeye ikna etmeye çalışıyor ancak sonuç alamıyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'ı destekleme olasılığı, krizi küresel bir boyuta taşıyabilir. Petrol piyasaları ise her an patlak verebilecek bir çatışmanın fiyatına şimdiden yansıdı. Brent petrolün varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarken, Körfez ülkeleri enerji güvenliği endişesiyle alarm durumuna geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la 535 kilometrelik sınırı ve yoğun ekonomik ilişkileri nedeniyle bu krizden doğrudan etkilenecek. Olası bir çatışma, Türkiye'yi İran sınırında yeni bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca, ABD yaptırımları nedeniyle Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif arayışı hız kazanmışken, İran'daki istikrarsızlık doğal gaz ve petrol tedarikini riske atabilir. Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğu sürdürerek krizin yumuşatılmasını istiyor. Türkiye'nin, bölgesel bir savaşı önlemek için arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir, ancak NATO içindeki konumu ile İran'la iş birliği arasında denge kurmak zorunda.