ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde İran'a yönelik askeri saldırıları yeniden başlatmayacaklarını açıkladı. Trump'ın bu açıklaması, Washington ile Tahran arasında Haziran ayında imzalanan ve 60 günlük ateşkes ile kalıcı barış anlaşması için çerçeve oluşturmayı amaçlayan geçici anlaşmanın süresinin dolmasının ardından geldi. Anlaşmanın süresi Ağustos ayında sona ermişti ve taraflar arasında yeni bir uzatma ya da kalıcı anlaşma sağlanamadı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Sürecin Tıkanması
Haziran 2025'te imzalanan geçici anlaşma, ABD ve İran arasında yıllardır süren gerilimi geçici olarak düşürmeyi hedefliyordu. Anlaşma kapsamında 60 gün boyunca taraflar askeri faaliyetlerini durdurmayı ve kalıcı bir barış anlaşması için müzakere masasına oturmayı taahhüt etmişti. Ancak görüşmeler, özellikle İran'ın balistik füze programı ve bölgesel milis gruplara verdiği destek konusunda anlaşmazlıklar nedeniyle ilerleme kaydedemedi. Sürenin dolmasına rağmen taraflar yeni bir toplantı takvimi belirlemedi.
Trump yönetimi, anlaşmanın sona ermesinin ardından İran'a yönelik ekonomik yaptırımları sürdürme kararı aldı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "İran'ın nükleer programı ve bölgesel yayılmacı politikaları konusunda endişelerimiz devam ediyor" denildi. Tahran ise anlaşmanın ABD tarafından ihlal edildiğini savunarak, yaptırımların kaldırılmaması halinde nükleer programını genişletebileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, Trump'ın seçim öncesi askeri bir hamleden kaçınmasının siyasi bir tercih olduğunu belirtiyor. 3 Kasım ara seçimleri yaklaşırken, yönetim içindeki bazı kanatlar İran'a yönelik sert bir askeri yanıtın seçmen nezdinde riskli olabileceğini düşünüyor. Öte yandan, İran'ın anlaşma sonrası attığı adımlar, bölgede yeni bir tırmanma riskini canlı tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran, anlaşmanın sona ermesinin ardından Körfez'deki askeri tatbikatlarını artırdı ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankerlerine yönelik denetimlerini sıklaştırdı. Bu durum, küresel enerji arz güvenliği açısından endişe yaratıyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri Suudi Arabistan, BAE ve İsrail, Washington'ın İran'a karşı caydırıcılığını koruması gerektiğini savunuyor. İsrail Başbakanı, "İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasını yineledi.
Diğer yandan, Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarına karşı çıkarak, anlaşmanın yeniden canlandırılması için çağrıda bulundu. Avrupa Birliği ise tarafları diyaloğa dönmeye teşvik ediyor. BM Genel Sekreteri, olası bir askeri çatışmanın bölgesel istikrarı ciddi şekilde bozacağı uyarısını yaptı.
Askeri uzmanlar, ABD'nin seçim sonrası dönemde İran'a yönelik tutumunu yeniden değerlendirebileceğini, ancak bunun yeni Kongre'nin yapısına ve İran'ın atacağı adımlara bağlı olacağını belirtiyor. Trump'ın açıklaması, kısa vadede askeri bir çatışma olasılığını düşürse de, kalıcı bir çözüm için diplomatik çabaların hızlandırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimindeki bu geçici yumuşama, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji politikaları açısından kritik bir dönemeçte. Türkiye, İran ile uzun sınırı ve ticari bağları nedeniyle olası bir askeri çatışmadan en fazla etkilenecek ülkelerden biri. Haziran'daki anlaşma sürecinde Türkiye, taraflar arasında arabuluculuk yapabileceğini göstermişti. Seçim sonrası dönemde Washington'ın İran politikası belirsizliğini korurken, Ankara'nın hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile dengeli ilişkilerini sürdürmesi gerekiyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programına yönelik olası bir askeri müdahale, Türkiye'nin güneydoğusunda yeni bir mülteci dalgası ve enerji fiyatlarında dalgalanma riski taşıyor. Türkiye, diplomasi kanallarını açık tutarak bölgesel istikrarın korunmasında aktif rol almalı.