ABD Kongresi'nde görüşülen bir yasa tasarısı, Başkan Donald Trump yönetiminin İran ile imzaladığı nükleer anlaşmayı fiilen geçersiz kılma potansiyeli taşıyor. Geçtiğimiz hafta Trump yönetimi ile İran hükümeti arasındaki Mutabakat Zaptı'nın (Memorandum of Understanding) şartlarının sızması üzerine, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti'den milletvekilleri anlaşmayı incelemeye aldı. Anlaşmaya sert muhalefetiyle bilinen ve İran'la savaşı destekleyen Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmanın mutlaka Kongre'nin onayına tabi olması gerektiğini vurguladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kongre Tepkileri
Trump yönetiminin İran ile müzakere ettiği mutabakat zaptı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlaması ve uluslararası denetime izin vermesi karşılığında, ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngörüyor. Ancak belge, Başkan Obama döneminde imzalanan ve Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (JCPOA) benzerlikler taşıyor. Trump'ın kendisinin de "felaket" olarak nitelendirdiği JCPOA'dan çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkararak anlaşmanın sınırlarını aşmıştı. Yeni anlaşmanın bu kez Kongre'nin onayından geçmesi için çalışmalar başlatıldı. Senatör Graham, Kongre'nin dış politika kararlarında daha etkin rol oynaması gerektiğini savunuyor. Özellikle İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler sürerken, Graham ve bazı meslektaşları anlaşmanın ABD'nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini iddia ediyor.
Anlaşmaya destek verenler ise, İran'ı diplomasi yoluyla nükleer faaliyetlerini sınırlamanın askeri bir çatışmaya tercih edileceğini belirtiyor. Ancak Kongre'deki muhafazakar kanat, özellikle de İran'a karşı sert tutumuyla bilinen isimler, anlaşmanın İran'a daha fazla ekonomik rahatlama sağlayarak bölgesel gücünü artıracağından endişeli.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran nükleer anlaşmasının akıbeti, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek bir gelişme. Anlaşmanın iptali halinde İran'ın nükleer çalışmalarını hızlandırması ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla nüfuzunu artırması bekleniyor. Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörler, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engelleyecek herhangi bir anlaşmayı destekliyor ancak aynı zamanda ABD'nin İran'a güven vermesinden de rahatsız. Bu karmaşık denklemde, Kongre'nin alacağı karar, İran'ın nükleer programının geleceğini ve ABD'nin Ortadoğu'daki ittifaklarını şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer anlaşmasının akıbeti, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, İran'la enerji ve ticaret alanında derin bağlara sahiptir. Anlaşmanın iptali veya yeni yaptırımlar, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve İran'la olan sınır ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca İran'ın nükleer silah edinmesi, Türkiye'nin güvenlik çevresinde yeni bir tehdit oluşturabilir. Türkiye, İran'ın nükleer faaliyetlerinin diplomatik yollarla sınırlanmasını savunmaktadır ve bu süreçte uluslararası toplumla iş birliğini sürdürmektedir. Kongre'deki tasarının ilerleyişi, Ankara'nın Washington ve Tahran'la olan diplomatik trafiğini de etkileyecektir.