Başkan Donald Trump, İran ile yaptığı anlaşmayı bir saatlik basın toplantısında savundu, ancak anlaşma başkanın daha önceki sert söylemlerine kıyasla önemli ölçüde daha sınırlı kaldı. Anlaşma, İran'ın nükleer programının belirli yönlerini kısıtlarken, Tahran'ın balistik füze programı veya bölgesel milis güçlerine desteği gibi kritik konuları kapsamıyor. Trump, anlaşmayı 'tarihi bir adım' olarak nitelendirse de, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında anlaşmanın 'asimile edilmiş bir başarısızlık' olduğu yönünde eleştiriler yükseliyor. Beyaz Saray, anlaşmanın İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellediğini iddia ederken, muhalifler anlaşmayı 'zamana karşı bir kumar' olarak tanımlıyor. Özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesine getirilen sınırlamaların 10 yıl sonra sona ermesi, uzun vadeli endişelere yol açıyor.
Anlaşmanın ayrıntıları ve eleştiriler
Trump yönetimi tarafından kamuoyuna açıklanan 17 Haziran tarihli mutabakat metnine göre, İran uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3,67 ile sınırlamayı ve mevcut stokunun yüzde 97'sini yurt dışına göndermeyi kabul ediyor. Buna karşılık ABD, İran'a uyguladığı bazı yaptırımları hafifletiyor. Ancak anlaşma, İran'ın balistik füze testlerini sınırlamıyor; bu füze sistemleri İsrail ve Suudi Arabistan dahil bölge ülkeleri için doğrudan tehdit oluşturuyor. Eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, anlaşmayı 'zayıf ve yetersiz' olarak nitelendirirken, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise 'ulusal çıkarlarımızı koruyan bir anlaşma' ifadesini kullandı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), anlaşmanın uygulanmasını denetleyecek, ancak kurumun İran'ın askeri tesislerine erişim konusunda hâlâ belirsizlikler bulunuyor.
Anlaşmanın mimarları, bu düzenlemenin İran'ın nükleer silah elde etmesini en az bir yıl geciktirdiğini savunuyor. Buna karşın, Washington merkezli düşünce kuruluşları, İran'ın nükleer bilgi birikiminin anlaşma ile ortadan kalkmadığını ve Tahran'ın anlaşmadan çekilmesi durumunda hızla silah üretebileceğini uyarıyor. İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a verdiği askeri destek de anlaşma kapsamı dışında tutulmuş durumda. Bu durum, bölgesel güvenlik dinamiklerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Bölgesel yansımalar ve uluslararası tepkiler
Anlaşma, İsrail ve Körfez ülkeleri tarafından derhal eleştirildi. İsrail Başbakanı, anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak tanımlarken, Suudi Arabistan da İran'ın balistik füze programına yönelik hiçbir kısıtlama getirilmemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Avrupa Birliği ise anlaşmayı ihtiyatlı bir şekilde memnuniyetle karşıladı, ancak İran'ın insan hakları ihlalleri ve bölgesel faaliyetlerine karşı yaptırımların sürmesi gerektiğini vurguladı. Rusya ve Çin, anlaşmayı desteklediklerini açıklarken, aslında kendi jeopolitik çıkarları için kullanmaya çalışıyor olabilir. Anlaşmanın bir sonraki aşaması, ABD Kongresi'nin onayına bağlı; Demokratlar, anlaşmanın çok zayıf olduğu gerekçesiyle reddetme sinyali veriyor. Tüm bu gelişmeler, İran nükleer meselesinin ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 10'unu karşılayan İran ile doğrudan ticari ve diplomatik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, anlaşmanın İran üzerindeki yaptırımları hafifletmesi durumunda enerji ticaretinin artacağını öngörse de, İran'ın bölgesel milis güçlerine desteği ve balistik füze programı Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına tehdit oluşturuyor. Ayrıca, anlaşmanın zayıf yapısı, Ortadoğu'da yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir ve Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini daha karmaşık hale getirebilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran'la dengeli bir politika izlemeye çalışacak, ancak anlaşmanın bölgedeki istikrarsızlığı artırması en büyük endişe kaynağı.