ABD Başkanı Donald Trump, İran ile vardığı anlaşmanın selefi Barack Obama'nın 2015 yılında imzaladığı anlaşmadan çok daha üstün olduğunu ısrarla savunurken, eleştirmenler Trump'ın bu noktada İran'a çok daha az şey kazandırdığını ve çok daha fazla taviz verdiğini ileri sürüyor. Washington'da yankı uyandıran bu tartışma, iki farklı dönemin diplomatik yaklaşımlarını ve sonuçlarını karşılaştırma fırsatı sunuyor. Trump yönetimi, anlaşmanın İran'ın nükleer programını daha sıkı denetlediğini ve bölgesel istikrara katkı sağladığını iddia ederken, Obama dönemi anlaşmasının mimarları ise mevcut anlaşmanın kapsam ve bağlayıcılık açısından yetersiz olduğunu belirtiyor.
Anlaşmaların Temel Farklılıkları
Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmış ve uluslararası denetimlere tabi tutmuştu. Buna karşılık İran'a uygulanan ekonomik yaptırımların bir kısmı kaldırılmıştı. Trump'ın 2018'de JCPOA'dan çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikası, Tahran'ı müzakere masasına geri dönmeye zorladı. Ancak Trump'ın vardığı yeni anlaşma, Obama döneminin aksine, İran'ın balistik füze programı veya bölgesel milis faaliyetleri gibi konuları da kapsıyor. Trump yönetimi, bu genişletilmiş kapsamın anlaşmayı daha etkili kıldığını öne sürüyor. Buna karşın, eleştirmenler Trump'ın anlaşmasının İran'a daha az ekonomik rahatlama sağladığını ve bunun da Tahran'ı anlaşmaya bağlı kalmaya teşvik etmediğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran arasındaki bu diplomatik manevralar, Orta Doğu'da dengeleri doğrudan etkiliyor. İran'ın nükleer programı, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörler için bir güvenlik tehdidi oluştururken, ABD'nin tutumu bu ülkelerin politikalarını şekillendiriyor. Trump'ın anlaşması, İran'ı daha sıkı denetim altına alarak bölgesel gerilimi azaltmayı hedeflerken, eleştirmenler bu anlaşmanın Obama dönemine kıyasla daha kırılgan olduğunu ve Tahran'ın anlaşmadan çekilme riskini artırdığını belirtiyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya gibi diğer uluslararası aktörlerin JCPOA'ya verdiği destek, Trump'ın anlaşmasını diplomatik olarak izole edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarları açısından kritik önem taşıyor. İran, Türkiye'nin doğal gaz ve petrol tedarikinde kilit bir ortak; nükleer anlaşmazlıkların alevlenmesi, enerji fiyatlarını ve arz güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca İran'la sınır komşusu olan Türkiye, bölgesel istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Trump'ın anlaşmasının başarısı, Ankara'nın Tahran'la ilişkilerini yeniden dengelmesine yol açabilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türk şirketlerini de hedef alabileceğinden, Ankara'nın dikkatli bir diplomatik denge izlemesi gerekiyor.